Şaziye Konaç ve Erdoğan Kavaz’la KISSA üzerine konuştuk “KISSA sadece tiyatro değil, deneyimsel bir alan”
Paylaş

Voice Kıbrıs Haber
Tiyatro dünyasına yeni bir soluk getiren sanatçılar Şaziye Konaç ve Erdoğan Kavaz, KISSA'nın sadece bir tiyatro oyunu değil, aynı zamanda izleyiciyle etkileşimi güçlendiren deneyimsel bir alan olduğunu söyledi.
KISSA’nın koordinatörleri, tiyatro dünyasının iki yaratıcı ismiyle tiyatro üzerine konuştuk. İkili, eğitim ve sanat hayatları boyunca edindikleri deneyimlerin ardından, KISSA projesini hayata geçirme süreçlerini, yaratıcı metodolojilerini ve tiyatroda izleyici ile sahne arasındaki sınırları nasıl kaldırdıklarını anlattılar.
Sanatın dönüştürücü gücüne inanan bu iki sanatçı, oyun yazımı ve yönetimindeki yaratıcı süreçlerini paylaşırken, gelecekteki projeleri ve hayalleri hakkında da bilgi verdiler.
KUKLADAN DOĞAN BİRLİKTELİK...
Soru: Tiyatro için senaryo yazımından ve yönetmenliğe olan yolculuğunuzdan bahsedebilir misiniz?
Konaç: 17 yaşına kadar Kıbrıs'taydım. Daha sonra İstanbul Üniversitesi'ne İngiliz Dili ve Edebiyatı eğitimi için gittim ve İstanbul’dan hiç dönmedim. Üniversiteyi bitirdikten sonra oyunculuk eğitimi almaya başladım. Önce Müjdat Gezen Sanat Merkezi’nde, ardından Sadri Alışık Tiyatrosu’nda eğitim aldım. Bu süreç yeterli olmadı ve İngiltere’de Text & Performance bölümünde Yüksek Lisans yaptım.
Türkiye'ye döndüğümde Ferhan Şensoy’un Nöbetçi Tiyatrosuna girdim. Daha sonra Gri Sahne adında bir özel tiyatroda dramaturji çalışmaya başladım. Buradan sonra Galata Perform’da yönetmenlik eğitimi aldım ve orada yönetmen asistanı oldum. Kendim de oyunlar yönetmeye başladım. Ayrıca 16 yıl boyunca Kadir Has Üniversitesi’nde akademisyen olarak çalıştım. En son pandemi döneminde Kıbrıs'a dönme kararı aldım ve geldim.
Kıbrıs’a döndükten sonra , kısa bir süre üniversitede çalıştım. Bu dönemde Erdoğan’la tanıştım. İki yıl önce bir bahar günü tanıştık ve birlikte bir şeyler yapmaya karar verdik. Yaz tatiline ayrılırken bir kukla ile karşılaştım. Kuklayı görünce, Erdoğan'a ait olduğunu öğrendim. Ona bir fotoğraf gönderip, bu kukla için bir şeyler yazmak istediğimi söyledim. Erdoğan da kuklanın zaten bir geçmişi olduğunu, seve seve yazacağım oyunda oynayabileceğini söyledi. Böylece kukla İde üzerine çocuk oyununu yazdım.Sonrasında Gülsefa’yı bulduk ve çocuk tiyatrosunu gerçekleştirdik.
Kavaz: Ben çocukluğumdan beri bir şeyler anlatan, birşeyler düzenleyen biriydim. Geçen gün nenem ile konuştuk bu konuyu, o anlattı; sürekli bir şekilde sahne alırdım, hikaye anlatırdım, taklitler yapardım. Güzel sanatlarda eğitim aldım, resimle uğraştım ve sosyal görünsem de içe dönük bir yapım vardı. İfadeyi ve anlam arayışını hep orada ilerlettim. Lisede tiyatroya daha çok yoğunlaştım ve bunu meslek olarak seçmeye karar verdim. Anadolu Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’nda dört yıl eğitim aldım.
Burada birçok tiyatroda çalıştım. Lefkoşa Sanat Tiyatrosu gibi projelerde yer aldım. Sonrasında hayatımın yönünü değiştirmeye karar verdim ve belediye tiyatrosundan istifa ettim. Uluslararası projelerde yer almak istiyordum. Bu arada Theodoros Terzopoulos önemli bir tiyatro yönetmenle bir çalışmaya girdim ve 2017'den 2020’ye kadar sürdü. Pandemi geldi. Tiyatro Maki adında amatör bir toplulukta oyun yazmaya başladım, kendi ürünlerime başladım. So Kolektif de aslında 2017’de başladı.
Pandemi sonrası Şaziye ile 2023 Nisan ayında tanıştık ve hemen bir şeyler yapabileceğimiz fikrini benimsedik. Şaziye “Bir kukla buldum, seninmiş. Ona bir hikaye yazmak isterim” dedi. “Kıbrıslı işi olmayacaksa yapabilirim, oynarım da” dedim. Şaziye’nin içindeki temiz ve başlamak isteyen, o hevesini gördüm. Bu, yeni bir başlangıç hissini tetikledi. Bu konuda ona olan inancım hiç bitmedi. İlk işimizi 7 Ekim’de yaptık ve o projeyi tekrar canlandırmak beni çok heyecanlandırdı.
Konaç: Erdoğan çok istekliydi. Beni motive eden bir konuşma yaptı ve yazma sürecinde bunun çok büyük etkisi oldu. Başlangıç güzel oldu. Her şeyin bir zamanı var gerçekten. O kukla, duvarda uzun zamandır asılı duruyordu. İki ay boyunca ona baktım ve sonunda “Bu nedir?” diye düşündüm. Geçmişinin olduğunu öğrendim ve canlanması gerektiğini anladım. Birlikte çalışabilmemiz ve ortaya güzel bir şey çıkarabilmemiz, daha sonraki projelere de motivasyon kaynağı oldu.
KISSA BİR DENEYİM VE TASARIM PROJESİ
Soru: KISSA’yı tanımlayabilir misiniz?
Kavaz: 2017 yılında Maki ile "Yaşayan Sergi" adında Naci Talat Vakfı’nda bir proje gerçekleştirmiştim. Bu proje ile Naci Talat Vakfı’na geri döndük. KISSA’nın amacı, seyircilerle yeni bir soluk yakalamaktı. Ben tiyatroyu alışılmışın dışında, taze bir bakış açısıyla sunmak istedim. KISSA bir oyun alanıdır; bir deneyim ve tasarım projesidir. Bu nedenle KISSA 100 bile gerçekleşebilir ileride. Seyircilerin katılımıyla, onların ihtiyaçlarını yansıtan bir yapı geliştirmeyi önemsiyorum
Konaç: Ben de KISSA’nın eski halimle kıyaslandığında, fikirlerimi paylaşıp tartışarak ilerlemek istediğim bir süreç olduğunu söyleyebilirim. Erdoğan, projeyi başlatan kişi oldu ve süreci yönetti. Ben bu yıl daha fazla katkıda bulunabileceğimi hissettim.İlk aşamalar stresliydi. Ancak bu yıl daha rahat oldu çünkü sürecin işlediğini gördük.
Kavaz: İlk başlarda stresli olsa da süreç içinde her şeyin yoluna girdiğini görmek beni çok mutlu ediyor. Her yeni projede bazı eksikleri görmek, geliştirmek adına önemli.
Soru: Bu formatın tanımı var mı? Sahne ile izleyici arasındaki sınırın belirsiz olduğu, kişilerin kendini oyuna dahil hissettiği bu formattan "immersive theatre" olarak bahsedebilir miyiz?
Kavaz: Aslında bu ne enstalasyondur ne immersivdir ne de benzeri bir format. Hiçbiri değil; özelliği hibrit bir yapısı olması. Bu sene uygulamalara değişiklikler ekledik. Seyircilerin aktif olarak katılımını teşvik etmek istiyoruz. Aynı zamanda, KISSA'daki deneyimin dokusunu ve izlenimlerini de paylaşmak hedefimiz.Bizim coğrafyamızda toplu bir etkinlikte bulunmak zordur. İnsanlar genellikle yalnız gelirler. KISSA, bu yalnızlık hissini kırmayı amaçlıyor. Seyirci ile sahne arasında mesafeyi kaldırarak, sıcak ve samimi bir atmosfer yaratmaya çalışıyoruz.
Konaç: Biz yazarlarımıza belirli bir format vermedik. Örneğin, bir oyuncu diğer oyuncularla konuşurken, başka bir oyuncu izleyici yokmuş gibi anlatıyor. Yani klasik kurallar yok. Sadece zaman sınırı ve sahnede tek bir kişi olması kuralımız var. Projenin bir parçası olmak ilginç. Geçen sene daha interaktif bir yapımız vardı. Bazı izleyiciler, oyunun içinde aktif olarak katılma fırsatı buldu ve bu etkileşimi görmek çok hoşuma gitti.
Soru: Bu oyunları yazarken ve yönetirken gerçekleşen yaratıcı sürecinizden bahsedelim. Fikrin oluşumundan sahneye taşıma sürecini nasıl yapıyorsunuz?
Konaç: Genelde görsel çalışarak başlıyorum. Kuklayı gördüğümde, yanında genç bir kız düşünmeye başladım. Anlatılan hikayeler beni etkiler ve o hikaye üzerinden yazmaya başlarım. Süreç boyunca çeşitli geri dönüşler alarak metni güçlendiriyorum. Yazdıktan sonra geri dönüp yönetmenlik yaparak, yazdığım oyunun içine bir oyuncuyu nasıl dâhil edebileceğimi düşünmek oldukça ilginç. Bir yazar olarak karakterler ve olay örgüsü üzerinde düşündükten sonra, onu sahneye taşımak için yönetmen olarak ‘yazar burada ne demek istedi’ gibi düşündüğüm oluyor. Aynı zamanda oyuncuyla buluşma süreci benim için çok değerli.
Kavaz: Yaratıcı sürecim her an her şekilde şekillenebilir. Genellikle, küçük notlar alırım. Çok analiz eden bir yapım var; hem dünyayı gözlemlemeyi hem de sosyal etkileşimlerimi analiz etmeyi seviyorum. Bu yıl, belirgin bir tema olarak ilişkileri ele almayı düşündüm. İlişkiler üzerine daha çok iş üretmemiz gerektiğini düşünüyorum. Bu noktada, hem romantik hem de başka katmanlarda ilişkileri sorgulayıp yazmaya çalışıyorum. Yazım sürecinde, oturup düşünmek ve ilk taslağı oluşturarak kurgulamak önemli. Oyuncuyla buluştuğumuzda ise, her iki tarafın dünyasının kesişmesini sağlamaya çalışıyorum. Bu yeni yapımın, hem benim hem de oyuncunun katkılarıyla nasıl bir araya geleceğini görmek heyecan verici. Yaratım aşamasında birçok detayı düşünerek, bu süreci zenginleştirmeyi hedefliyorum.
Soru: Bu yıl oyunların ikinci senesi. Gelecekteki projeleriniz neler?
Konaç: Yeni projeler üzerinde çalışmayı seviyorum ve yeni zorluklar almak beni heyecanlandırıyor. Şu an kafamda daha önce yapmadığım bir adaptasyon denemesi var.
Kavaz: Ben KISSA'nın üçüncü ve dördüncü projelerini düşünmeye başladım. KISSA’ya yeni temalar eklemek ve daha cesur projeler geliştirmeyi istiyorum. Bunun yanında, kişisel olarak hikaye anlatımının inovatif yönlerini araştırmayı da sürdürüyorum. Ses, ışık ve görsel unsurların birleşimi üzerinde çalışarak, seyirciye unutulmaz bir deneyim yaşatmayı hedefliyorum. KISSA’nın kısa hikayelerinin toplanıp bir arşiv oluşturulmasını istiyorum. Bunların bir kitap olmasını hedefliyorum. Ayrıca, KISSA’ya yeni insanları dahil etmek de önemli. Bu yıl birçok yeni katılımcı ile birlikte daha fazla iş yapmayı planlıyoruz. Yeni KISSA projelerinde ikili çalışmalara da yer vermeyi düşünüyorum.
VOICE KIBRIS HABER 2025
Soru: Tiyatro için senaryo yazımından ve yönetmenliğe olan yolculuğunuzdan bahsedebilir misiniz?
Konaç: 17 yaşına kadar Kıbrıs'taydım. Daha sonra İstanbul Üniversitesi'ne İngiliz Dili ve Edebiyatı eğitimi için gittim ve İstanbul’dan hiç dönmedim. Üniversiteyi bitirdikten sonra oyunculuk eğitimi almaya başladım. Önce Müjdat Gezen Sanat Merkezi’nde, ardından Sadri Alışık Tiyatrosu’nda eğitim aldım. Bu süreç yeterli olmadı ve İngiltere’de Text & Performance bölümünde Yüksek Lisans yaptım.
Türkiye'ye döndüğümde Ferhan Şensoy’un Nöbetçi Tiyatrosuna girdim. Daha sonra Gri Sahne adında bir özel tiyatroda dramaturji çalışmaya başladım. Buradan sonra Galata Perform’da yönetmenlik eğitimi aldım ve orada yönetmen asistanı oldum. Kendim de oyunlar yönetmeye başladım. Ayrıca 16 yıl boyunca Kadir Has Üniversitesi’nde akademisyen olarak çalıştım. En son pandemi döneminde Kıbrıs'a dönme kararı aldım ve geldim.
Kıbrıs’a döndükten sonra , kısa bir süre üniversitede çalıştım. Bu dönemde Erdoğan’la tanıştım. İki yıl önce bir bahar günü tanıştık ve birlikte bir şeyler yapmaya karar verdik. Yaz tatiline ayrılırken bir kukla ile karşılaştım. Kuklayı görünce, Erdoğan'a ait olduğunu öğrendim. Ona bir fotoğraf gönderip, bu kukla için bir şeyler yazmak istediğimi söyledim. Erdoğan da kuklanın zaten bir geçmişi olduğunu, seve seve yazacağım oyunda oynayabileceğini söyledi. Böylece kukla İde üzerine çocuk oyununu yazdım.Sonrasında Gülsefa’yı bulduk ve çocuk tiyatrosunu gerçekleştirdik.
Kavaz: Ben çocukluğumdan beri bir şeyler anlatan, birşeyler düzenleyen biriydim. Geçen gün nenem ile konuştuk bu konuyu, o anlattı; sürekli bir şekilde sahne alırdım, hikaye anlatırdım, taklitler yapardım. Güzel sanatlarda eğitim aldım, resimle uğraştım ve sosyal görünsem de içe dönük bir yapım vardı. İfadeyi ve anlam arayışını hep orada ilerlettim. Lisede tiyatroya daha çok yoğunlaştım ve bunu meslek olarak seçmeye karar verdim. Anadolu Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’nda dört yıl eğitim aldım.
Burada birçok tiyatroda çalıştım. Lefkoşa Sanat Tiyatrosu gibi projelerde yer aldım. Sonrasında hayatımın yönünü değiştirmeye karar verdim ve belediye tiyatrosundan istifa ettim. Uluslararası projelerde yer almak istiyordum. Bu arada Theodoros Terzopoulos önemli bir tiyatro yönetmenle bir çalışmaya girdim ve 2017'den 2020’ye kadar sürdü. Pandemi geldi. Tiyatro Maki adında amatör bir toplulukta oyun yazmaya başladım, kendi ürünlerime başladım. So Kolektif de aslında 2017’de başladı.
Pandemi sonrası Şaziye ile 2023 Nisan ayında tanıştık ve hemen bir şeyler yapabileceğimiz fikrini benimsedik. Şaziye “Bir kukla buldum, seninmiş. Ona bir hikaye yazmak isterim” dedi. “Kıbrıslı işi olmayacaksa yapabilirim, oynarım da” dedim. Şaziye’nin içindeki temiz ve başlamak isteyen, o hevesini gördüm. Bu, yeni bir başlangıç hissini tetikledi. Bu konuda ona olan inancım hiç bitmedi. İlk işimizi 7 Ekim’de yaptık ve o projeyi tekrar canlandırmak beni çok heyecanlandırdı.
Konaç: Erdoğan çok istekliydi. Beni motive eden bir konuşma yaptı ve yazma sürecinde bunun çok büyük etkisi oldu. Başlangıç güzel oldu. Her şeyin bir zamanı var gerçekten. O kukla, duvarda uzun zamandır asılı duruyordu. İki ay boyunca ona baktım ve sonunda “Bu nedir?” diye düşündüm. Geçmişinin olduğunu öğrendim ve canlanması gerektiğini anladım. Birlikte çalışabilmemiz ve ortaya güzel bir şey çıkarabilmemiz, daha sonraki projelere de motivasyon kaynağı oldu.
KISSA BİR DENEYİM VE TASARIM PROJESİ
Soru: KISSA’yı tanımlayabilir misiniz?
Kavaz: 2017 yılında Maki ile "Yaşayan Sergi" adında Naci Talat Vakfı’nda bir proje gerçekleştirmiştim. Bu proje ile Naci Talat Vakfı’na geri döndük. KISSA’nın amacı, seyircilerle yeni bir soluk yakalamaktı. Ben tiyatroyu alışılmışın dışında, taze bir bakış açısıyla sunmak istedim. KISSA bir oyun alanıdır; bir deneyim ve tasarım projesidir. Bu nedenle KISSA 100 bile gerçekleşebilir ileride. Seyircilerin katılımıyla, onların ihtiyaçlarını yansıtan bir yapı geliştirmeyi önemsiyorum
Konaç: Ben de KISSA’nın eski halimle kıyaslandığında, fikirlerimi paylaşıp tartışarak ilerlemek istediğim bir süreç olduğunu söyleyebilirim. Erdoğan, projeyi başlatan kişi oldu ve süreci yönetti. Ben bu yıl daha fazla katkıda bulunabileceğimi hissettim.İlk aşamalar stresliydi. Ancak bu yıl daha rahat oldu çünkü sürecin işlediğini gördük.
Kavaz: İlk başlarda stresli olsa da süreç içinde her şeyin yoluna girdiğini görmek beni çok mutlu ediyor. Her yeni projede bazı eksikleri görmek, geliştirmek adına önemli.
Soru: Bu formatın tanımı var mı? Sahne ile izleyici arasındaki sınırın belirsiz olduğu, kişilerin kendini oyuna dahil hissettiği bu formattan "immersive theatre" olarak bahsedebilir miyiz?
Kavaz: Aslında bu ne enstalasyondur ne immersivdir ne de benzeri bir format. Hiçbiri değil; özelliği hibrit bir yapısı olması. Bu sene uygulamalara değişiklikler ekledik. Seyircilerin aktif olarak katılımını teşvik etmek istiyoruz. Aynı zamanda, KISSA'daki deneyimin dokusunu ve izlenimlerini de paylaşmak hedefimiz.Bizim coğrafyamızda toplu bir etkinlikte bulunmak zordur. İnsanlar genellikle yalnız gelirler. KISSA, bu yalnızlık hissini kırmayı amaçlıyor. Seyirci ile sahne arasında mesafeyi kaldırarak, sıcak ve samimi bir atmosfer yaratmaya çalışıyoruz.
Konaç: Biz yazarlarımıza belirli bir format vermedik. Örneğin, bir oyuncu diğer oyuncularla konuşurken, başka bir oyuncu izleyici yokmuş gibi anlatıyor. Yani klasik kurallar yok. Sadece zaman sınırı ve sahnede tek bir kişi olması kuralımız var. Projenin bir parçası olmak ilginç. Geçen sene daha interaktif bir yapımız vardı. Bazı izleyiciler, oyunun içinde aktif olarak katılma fırsatı buldu ve bu etkileşimi görmek çok hoşuma gitti.
Soru: Bu oyunları yazarken ve yönetirken gerçekleşen yaratıcı sürecinizden bahsedelim. Fikrin oluşumundan sahneye taşıma sürecini nasıl yapıyorsunuz?
Konaç: Genelde görsel çalışarak başlıyorum. Kuklayı gördüğümde, yanında genç bir kız düşünmeye başladım. Anlatılan hikayeler beni etkiler ve o hikaye üzerinden yazmaya başlarım. Süreç boyunca çeşitli geri dönüşler alarak metni güçlendiriyorum. Yazdıktan sonra geri dönüp yönetmenlik yaparak, yazdığım oyunun içine bir oyuncuyu nasıl dâhil edebileceğimi düşünmek oldukça ilginç. Bir yazar olarak karakterler ve olay örgüsü üzerinde düşündükten sonra, onu sahneye taşımak için yönetmen olarak ‘yazar burada ne demek istedi’ gibi düşündüğüm oluyor. Aynı zamanda oyuncuyla buluşma süreci benim için çok değerli.
Kavaz: Yaratıcı sürecim her an her şekilde şekillenebilir. Genellikle, küçük notlar alırım. Çok analiz eden bir yapım var; hem dünyayı gözlemlemeyi hem de sosyal etkileşimlerimi analiz etmeyi seviyorum. Bu yıl, belirgin bir tema olarak ilişkileri ele almayı düşündüm. İlişkiler üzerine daha çok iş üretmemiz gerektiğini düşünüyorum. Bu noktada, hem romantik hem de başka katmanlarda ilişkileri sorgulayıp yazmaya çalışıyorum. Yazım sürecinde, oturup düşünmek ve ilk taslağı oluşturarak kurgulamak önemli. Oyuncuyla buluştuğumuzda ise, her iki tarafın dünyasının kesişmesini sağlamaya çalışıyorum. Bu yeni yapımın, hem benim hem de oyuncunun katkılarıyla nasıl bir araya geleceğini görmek heyecan verici. Yaratım aşamasında birçok detayı düşünerek, bu süreci zenginleştirmeyi hedefliyorum.
Soru: Bu yıl oyunların ikinci senesi. Gelecekteki projeleriniz neler?
Konaç: Yeni projeler üzerinde çalışmayı seviyorum ve yeni zorluklar almak beni heyecanlandırıyor. Şu an kafamda daha önce yapmadığım bir adaptasyon denemesi var.
Kavaz: Ben KISSA'nın üçüncü ve dördüncü projelerini düşünmeye başladım. KISSA’ya yeni temalar eklemek ve daha cesur projeler geliştirmeyi istiyorum. Bunun yanında, kişisel olarak hikaye anlatımının inovatif yönlerini araştırmayı da sürdürüyorum. Ses, ışık ve görsel unsurların birleşimi üzerinde çalışarak, seyirciye unutulmaz bir deneyim yaşatmayı hedefliyorum. KISSA’nın kısa hikayelerinin toplanıp bir arşiv oluşturulmasını istiyorum. Bunların bir kitap olmasını hedefliyorum. Ayrıca, KISSA’ya yeni insanları dahil etmek de önemli. Bu yıl birçok yeni katılımcı ile birlikte daha fazla iş yapmayı planlıyoruz. Yeni KISSA projelerinde ikili çalışmalara da yer vermeyi düşünüyorum.
VOICE KIBRIS HABER 2025
Benzer haberler
VOI Özel Haber
Kıbrıs’ta Sanna Dili’ni yaşatmak için çalışmalar yapılıyor
Kıbrıs Üniversitesi Türkoloji Bölümü, Türkiye dışındaki en büyük bölümlerden biri olarak öne çıkıyor
Parmakkis "Gençler sadece gelecek değil, bugünün de aktörü"
Girne’nin geçmişi ve bugünü Girne Belgeseli’nde buluştu
KKTC Atletizm Federasyonu Faaliyetlerini yürütmek için borçlanıyor!
Doğanın ortasında bir şef: Chef Mouflon’un ilham veren yolculuğu
Genç içerik üreticisi Araz “Üretmek benim için nefes almak gibi”
Yıkık “Edebiyat, toplumlar arasında bir köprü kurabilir”
Moda Tasarımcısı Özyürekliler “Moda benim için statü değil, kimlik ve varoluş ifadesi”


