FeaturedKIBRISVOI Özel Haber

Güney Kıbrıs Başkanlık seçimlerinde aday olan Avukat Achilleas Dimitriadis, Voice Kıbrıs Haber’e konuştu

Hatice KERLO 
Voice Kıbrıs Haber

Güney Kıbrıs Başkanlık seçimlerinde aday olan Avukat Achilleas Dimitriadis, Türk tarafının iki devletli önerisinin, Kıbrıs çözüm müzakerelerine başlamamak için bir bahane olduğunu söyledi.

Dimitriadis, siyasi eşitlik ile iki toplumlu, iki bölgeli bir federal çözümün, adaya barış getirmenin en uygulanabilir ve en etkili yolu olduğunu vurguladı.

Kıbrıs sorununu çözmenin “iki anahtarı” bulunduğunu ifade eden Dimitriadis, bunlardan birinin enerji, diğerinin ise Avrupa-Türkiye ilişkileri olduğunu kaydetti.

Kapalı Maraş’ı, “Kıbrıs çözümünün feneri” olarak nitelendiren Dimitriadis, “Bu fener sönerse “bölünme kayalarına düşeriz”. ₺uyarısında bulundu.

Voice Kıbrıs Haber’in sorularını yanıtlayan Dimitriadis, adil ve saygın bir devlet yaratmak için kendisinin ele alacağı siyasi sistemdeki değişikliklere geniş atıfta bulundu.

“ÇİZGİM FEDERAL ÇÖZÜM”
“Tatar’ın çizgisi, Kıbrıs’ta iki eşit devlete sahip olmaktır. Bunu kabul etmiyorum. Benim çizgim, siyasi eşitliğe sahip, iki toplumun eşit olduğu, iki toplumlu, iki bölgeli bir federal çözümdür” diyen Dimitriadis, egemen eşitliği de kabul etmediğini sözlerine ekledi.

Herkesin kendi payına karar verme özgürlüğüne sahip olduğu ve merkezi hükümetin üzerinde anlaşmaya varılmış yetkilerinin olduğu bir federasyon isteğini vurgulayan Dimitriadis şöyle devam etti;
“Tatar’ın öne sürdüğü argüman, 1963’ten sonra ve devlet yapılarında Kıbrıslı Türklerin olmadığı göz önüne alındığında, devleti sadece Kıbrıslı Rumların kontrol ettiğidir. Buna cevap, “Gelin birlikte bir süreç yapalım, siyasi sorunumuzu çözelim ama iki devleti kabul etmiyoruz”.
Bana göre iki devlet federasyon görüşmelerine gelmemek için bir bahane. Federasyon, siyasi eşitlik ile iki toplumlu, iki bölgeli bir federal çözüm, bu ülkeye barış getirmenin en uygulanabilir ve en etkili yoludur.”

“ ENERJİ VE AVRUPA- TÜRKİYE İLİŞKİLERİ ÇÖZÜMÜN ANAHTARI”

Dimitriadis, Kıbrıs sorunundaki çizgisinin bir prosedürel ve iki esas adımdan oluştuğunu anlattı.

Dimitriadis prosedürel adımı “hem Brüksel’de hem de New York’ta güvenilirliğimizi yeniden kazanmak” olarak özetledi.

Kıbrıs sorununu çözmenin “iki anahtarı” bulunduğunu ifade eden Dimitriadis, bunlardan birinin enerji, diğerinin ise Avrupa-Türkiye ilişkileri olduğunu kaydetti.

“Benim için enerji, çözümün katalizörü” diyen Dimitriadis, Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinden sonra enerji ve doğalgaz konusunun hem AB’nin hem de bölgenin öncelikleri arasına girdiğine dikkat çekti. Enerjinin doğru ele alınması ve çözümün katalizörü olarak kullanılması halinde, Kıbrıs’ın bir enerji merkezi olacağını hayal edebildiğini aktardı.

“MARAŞ ÇÖZÜMÜN FENERİ”
Dimitriadis , çözümün diğer bir anahtarının ise AB-Türkiye Gümrük Birliği tartışmalarının devam ettiği Avrupa-Türkiye ilişkileri olduğunu ifade etti.
Dimitriadis, sözlerini şöyle sürdürdü:
“AB ile Türkiye arasındaki göçmenlik tartışmasında girmeliyiz. Ayrıca Türk vatandaşları için vize sorunu da var. Avrupa-Türkiye ilişkisi hakkında bu tartışmaya girmemiz gerekiyor ve bu şekilde göçün daha iyi yönetilmesini de sağlayabiliriz.
Maraş’ı da unutmayalım. Maraş, benim için Kıbrıs çözümünün feneridir. Bu fener sönerse “bölünme kayalarına düşeriz”. Maraş’ın %3,5’inin açılması ve BM kararlarının ve Kıbrıs vatandaşlarının mülkiyet haklarının göz ardı edilmesi kabul edilemez ve Kıbrıs sorununun çözümüne yardımcı olmaz. Kıbrıs Türk liderliği bu konuda hiç birşey kazanmıyor. Maraş bir işbirliğini başlatmak için “tetikleyici” unsur olmalıdır.

“KIBRIS SORUNUNDAN SONRA EN CİDDİ SORUN YOLSUZLUK”

Dimitriadis, Kıbrıs’ın sadece ülke içinde değil, uluslararası düzeyde de itibarını kaybettiğine inandığı için yapmak istediği değişikliklerden söz etti.

Dimitriadis, Kıbrıs sorunundan sonra en ciddi sorunun, yolsuzluk olduğunu anlattı.

Dimitriadis, yolsuzlukla ilgili görüşünü ve sorunun çözüm şeklini şu şekilde özetledi:
“İlk olarak yurt içinde, en bilinen şekliyle bir “arka koymazsanız işiniz halledilmez”. İkincisi, altın pasaport rezilliği ile ilgili… Bu, eylemdeki yolsuzluğun bir örneğidir. Elbette Al Jazeera videosunu, Pandora Belgelerini vb. de hatırlatmak isterim. Avrupa Parlamentosu’nda aslında Kıbrıs’ı yolsuzluğun geliştiği bir devlet olmakla suçluyorlar.
Bunları nasıl mı değiştirebilirim? Birincisi, Başkanın denetimsiz bağımsız yetkililer atamak için sahip olduğu mutlak gücü kontrol etmenin bir yolunu bulmaktır. 1960 anayasamızın karakteri iki toplumlu olduğundan, güçler arasındaki kontroller daha çok iki toplumluydu. Artık iki toplumlu kontrol konusu 1963’ten beri ortadan olmadığı için, Başkan bağımsız memurları ve Yarı Devlet Konseylerinin üyelerini atama konusunda kontrolsüz bir güce sahip. Bunlara emniyet sübabı takmak istiyorum. Birincisi, anayasanın Başkana Parlamentoyu dahil etme yetkisi verebileceği ve istişari bir şekilde duruşmalar yapabileceği durumlarda, yani AB parlamentosunda ve ABD Senatosunda da olduğu gibi, açık oturumlar çerçevesinde adayın uygun olup olmadığını kontrol etmek gibi. Bu bağlayıcı değil çünkü anayasa buna izin vermiyor ve kuvvetler ayrılığı var. Ancak inanıyorum ki Cumhurbaşkanı gönüllü olarak ve bir özdenetim adımı olarak Parlamento’ya “bana fikrinizi söyleyin” diyebilir. Bu, görüşün bağlayıcı olduğu anlamına gelmez, ancak en azından onu bir kamu istişare süzgecinden geçirmiş olacağız. Anayasa ile tanımlanmayan pozisyonlar için mevzuatı değiştirebilir ve Parlamento çoğunluğunun muvafakatini sağlayan İdare Komiseri ile izlenen prosedürü uygulayabiliriz. Bu şekilde biraz kontrol olacak.
Ayrıca “nereden geldi” sorusu üzerinde daha iyi bir kontrole sahip olmak, yani “onları nereden buldun” sorusuna kurumsal olarak cevap verilmesini istiyorum. Kamusal alana girecek olan kişinin kendi gelirini ve yakınlarının gelirlerini beyan etmesi gerekir. Öyle ki kamu gücünden ayrıldığında bu işten para kazanmadığı görülsün.
Ve son olarak, ancak yapı açısından çok önemli olan, Başsavcılık makamıdır. Bugün devletin Hukuk Müşaviri yapan makam aynı zamanda cezai kovuşturma yapmaktan da sorumlu. Sahip olduğumuz anayasa ile 1960’ların bu iki rolü, birlikte olmaları doğru olabilirdi. Şimdi bu rollerin ayrılması doğru olur ve bir kısmın Başsavcı, yani devletin hukuki danışmanlığını yapmalı, diğer kısım ise, ceza işleri başkanlığı da ayrı olmalı.”

Achilleas Dimitriadis kimdir…
Achilleas Dimitriadis, özellikle Kıbrıs sorunundan kaynaklanan mülkiyet meseleleri başta olmak üzere, insan hakları konularında da sürekli yorum yapmaması için kendisine başvurulan bir avukattır. Ayrıca, LGBTİ topluluğu ve Kayıp Şahısların sorunlarıyla da ilgilendi.

Röportajın ikinci kısmı için tıklayın

Για ελληνικά πατήστε εδώ


Benzer Haberler

“Eğitimde skor, özel okullar 10 – devlet okulları 5”

Gece Kulüpleri Çalıştayı düzenleniyor

Çavuşoğlu, KHYD Başkanı Kocaismail’i kabul etti

Voice Kıbrıs Haber

Anastasiadis 4’üncü Euro-Arab zirvesine katılıyor

Demet Şahin’den çocuklu aileler için anlamlı bağış

Voice Kıbrıs Haber

“Okul salgınları Covid-19 pandemisi açısından bulaşta önde gelen bir sebep değil”