FeaturedKIBRISVOİ Özel Haber

Parashos “Cumhurbaşkanı, Kıbrıs sorununu altın pasaportlar için sattı”

Eleni KONSTANTINU

Gazeteci Andreas Parashos, adanın Güney’ini sarsan altın pasaport yolsuzluğu hakkındaki açıklamalar ve bu açıklamaların kamuoyunda yarattığı artçı şokları anlattı:

Gazeteci Andreas Parashos, Kıbrıs’ta merkezinde altın pasaport ticaretinin bulunduğu birkaç yıllık bir dönem olduğunu, Kıbrıslı Rum lider Nikos Anastasiadis’in o dönem ortamın para açısından verimli olduğunu düşündüğü için Kıbrıs sorununu bekletebileceği yönünde hareket ettiğini söyledi. 

 “KIBRIS’TA CUMHURBAŞKANININ ÇOK FAZLA GÜCÜ VAR; İMPARATOR BİLE OLABİLİR

Parashos, altın pasaportlar konusunda kendisinin Nikos Anastasiadis’in suçlu olduğuna dair bir mahkeme kararı çıkartmayacağını belirterek, “Parlamento var, Yargıtay var. Kıbrıs’ta Cumhurbaşkanı’nı suçlayabileceğiniz kurumlar yoktur. Kıbrıslı Türkler 1963’te hükümetten ayrıldıklarından bu yana, Kıbrıs’ta Cumhurbaşkanı imparator bile olabilir. Çok fazla gücü var ama onu durduracak biri yok; tehlikeli bile olabilir” dedi.

Altın pasaport yönündeki haberlerin ardından Kathimerini’deki Genel Yayın Yönetmenliği görevinden istifa eden Parashos, altın pasaport ticareti, Kıbrıs sorunu ile bağlantısı, ekonomik ve siyasi gelişmelerle ilgili açıklamalarda bulundu. 

“ANASTASİADİS, İKİ DEVLET KONUSUNDA BENİ BİLE İKNA ETMEYE ÇALIŞTI”

SORU: Kathimerini gazetesinin genel yayın yönetmenliğinden istifa mektubunuzda, “Pasaportlar altın yumurtlayan tavuğu oluşturup, aslında Kıbrıs sorununun da ilerlememesine yol açtılar” dediniz. Söylediğiniz şeyin, çok ciddi bir mesele olduğunun ve vatandaşların daha fazlasını bilmek isteyeceklerinin farkındasınız sanırım…

PARASHOS: Olgun düşünce sonucu yazdığım bu makalenin ana nedeni buydu ve bunu demokrasinin kesin olmadığı gerçeğiyle ilişkilendirdim. ABD’de bile Kongre Binasına yapılan saldırıyı gördük; 5 can hayatını kaybetti ve demokrasinin beşiği sallandı. Tabii ki, bu duruma gelene kadar Trump’ın dört yıllık bir popülist siyaseti vardı. Kıbrıs’ta ise merkezi altın pasaportlar ticareti olan birkaç yıllık bir dönem oldu. 

En karlı dönem 2015’ten sonraydı. Sayın Anastasiadis’in o dönemki ortamın para için çok verimli olduğunu düşündüğü için Kıbrıs meselesini geride bırakıp, bir sonraki aşamaya attığı sonucuna vardım.

SORU: Ve iki devlet düşüncesine ilerledi…

PARASHOS: Mont Pelerin’de kendisine Omorfo (Güzelyurt) ve Maraş ile ilgili ilk kez bir harita verildi ve ardından Crans Montana’da çözüme çok yaklaştık. Çok karakteristik bir olay, Sayın Anastasiadis’in iki bölgeli, iki toplumlu federasyonun çözümünü “aşmak” için beni bile iki devlet konusunda ikna etmeye çalışmasıydı. Yani kısacası onlar orada, biz burada durumu. 

“PAPADOPULOS, YUGOSLAV HALKININ PARASINI AKLAYAN ADAMDI”

SORU: Kıbrıs sorununun çözüm olasılığının kaybolduğunu düşünüyor musunuz? Gerçekten bölünmeye bir adım mı kaldı?

PARASHOS: İnandığım ve yazdığım şey, en büyük fırsatın 2004’te verildiğidir. İsviçre’de Türk tarafı bir dizi tekliflerde bulunurken, Tassos Papadopulos ne orada ne de Annan Planı’nın son metni verildiğinde herhangi bir teklifte bulunmadı. Tam tersi, ülkenin geleceği önünde dururken, ülkeler zirvesi için ayrıldı. Görüşme bittikten sonra, bir sonraki görüşmenin nasıl olmasını istediğimize dair bir belge gönderdi. Prosedürler, görüşmeler açısından doğru değildi ve biraz daha açık söylemek gerekirse çözüm olmaması için bilinçli olarak yapıldılar. Tahmin ediyorum ki, bu yolsuzluk devletinin K/R tarafının kontrolü altında kalmasi için Maraş, Omorfo, 51 köy ve Annan Planı’na dayalı diğer düzenlemeler çöpe atıldı. Tassos Papadopulos’un başka sebepleri de olduğu için Kıbrıs sorununa çok büyük zarar verdiğini tahmin ediyorum.

Yugoslav halkının parasını “aklayan” adamdı. Her skandal için bu “hukuk” devletinden birinin çıkıp, soruşturma için bilgi istemesini bekliyordum. Uluslararası Ceza Hukuku Mahkemesi Başsavcısı Carla Del Ponte tarafından soruşturuldu ve Sayın Anastasiadis kriz döneminde Brüksel’e gittiğinde, ona Kıbrıs’ın yabancı kara para aklayıcısı olduğunu söylediler. Anastasiadis bunu reddedince, Del Ponte dosyasını kendisine verdiler. Hiçbir yerde tıraşlama olmadı, sadece bize yaptılar. Ve neden yaptılar? Kıbrıs’ta olduğu gibi yabancı kara para aklamaya izin vermemek için. Bu, artık Makarios Drusiotis’in “Simmoria” adlı kitabında hiçbir medyada konuşulmayan verilerle kayıtlıdır. Kendine saygı duyan herhangi bir ülkede olsaydık, normalde bugün hükümet olmamalıydı.

SORU: Tüm bu olanlardan sonra ve muhalefetteki siyasi partilerin de ortaya koyduğu gibi, Nikos Anastasiadis’in cumhurbaşkanlığını yasallaştırma konusu olduğuna inanıyor musunuz?

PARASHOS: Ben mümkün oldukça net söyledim. Birisi, Kıbrıs sorununu satıp altın pasaport yapmaya ve para kazanmaya devam ederken ve bu parayla Seyşeller’e ve başka yerlere döviz ihraç ederken Cumhurbaşkanının suçlu olduğuna dair bir mahkeme kararı da çıkartamazdım. Parlamento var, Yargıtay var. Kıbrıs’ta Cumhurbaşkanı’nı suçlayabileceğiniz kurumlar yoktur. Kıbrıslı Türkler 1963’te hükümetten ayrıldıklarından bu yana, Kıbrıs’ta Cumhurbaşkanı imparator bile olabilir. Çok fazla gücü var ama onu durduracak biri yok; tehlikeli bile olabilir.

“ÜÇ KÖTÜLÜK DEVLETİ DEFALARCA İFLASA SÜRÜKLEDİ”

SORU: Yatırımcılar için gayrimenkul piyasasında KDV’nin indirilmesi (%19 yerine %5) nedeniyle ülkemizin yeniden Avrupa Birliği’ne maruz kaldığı görülmektedir. Komisyon tarafından Devlete karşı açılan ihlal davaları bağlamında ciddi bir para cezası riski var…

PARASHOS: Ev yapacak genç çiftler için KDV %19’dan %5’e düşüyor diye bir kural vardı. Bu kural, Anastasiadis’ın başkanlığındaki Kıbrıs Yatırım Programı ve Ofisi tarafından alındı ve sözde Kıbrıs Yatırım Programı (KEP) kurallarına uygulandı. Aynı şekilde, Kıbrıs’a gelen milyonerlere sattıkları villalarda da aynı sosyal politika tedbirini uygulayarak %14 kesinti yaptılar. Böylece Avrupa Komisyonu araya girdi ve bunun yasa dışı olduğu için düzeltilmesini istedi. Bu Phileleftheros’ taki son makalemde yazılıdır. Ancak, ne hükümet ne de Savcı, hiç kimse birşey anlamadı. Aslında anladı ama anlamamazlıktan geldi. Şimdi bütün bunları Kıbrıslı vergi mükellefi ödüyor. Ancak onlar bunu umursamıyorlar çünkü kendileri ödeyecek değiller. Kaderimizde üç kötü şey var; hesap verebilirliğin olmaması ve hesap verebilirlik olmadığı için cezanın olmaması ve ceza olmadığı andan itibaren her şeyin cezasız kalması. Bu üç kötülük, devleti defalarca iflasa sürükledi. Dış borcumuza bakarsanız zaten iflas ettiğimizi göreceksiniz.

SORU: Bazı durumları yıllardır hoş görmekten dolayı vatandaşlar da sorumlu mu?

PARASHOS: Doğrudan sorumluluk, partilerinden sonra kendi çıkarlarını korumaya çalışan yetkililere aittir. Bu partizanlık insanlara iki yol açtı. Bir yandan, onun da parmağını bala sokma fırsatı verileceğine ve çocuğuna daha iyi bir iş bulmasına yardımcı edeceğine inanması. Bu yüzden parti ona ne söylüyorsa yapıyor. Diğer yandan ise mesafe yaratıp, kendi sosyal gruplarını kuran insanlar görüyoruz; 13 Şubat yürüyüşünde olduğu gibi. Eski Lefkoşa’da çok kez gördüm; kültürle, eğitimle uğraşan sanatçıları, hayatlarını istedikleri gibi yaşamayı seçen insanları; sade ama onurlu.

“CUMHURBAŞKANI, ÖZÜR DİLEMEK YERİNE SAKLANDI, DAĞLIK BÖLGELERE MİLYONLAR DAĞITMAK İÇİN ORTAYA ÇIKTI”

SORU: Toplumun büyük bir bölümü bir sonraki seçimlerde, 2023’te bir değişiklik bekliyor. Hükümetteki değişiklik önemli bir değişiklik anlamına geliyor mu?

PARASHOS: Bir şeyin değişmesi için insanlarda güven yaratan bir öneri olması gerekir. Sadece geleceğe yönelik öneriler insanlarda güven yaratabilir. Sandık başına gitmeyi reddeden gençleri ilgilendirecek öneriler gibi. 

Mesela geçtiğimiz gün, olayların olduğu zaman Cumhurbaşkanı, Anastasia’dan özür dilemek yerine saklandı ve birkaç gün sonra seçimler öncesinde dağlık bölgelere milyonlar dağıtmak için ortaya çıktı. Artık bunlara kimse inanmıyor. 

SORU: 13 Şubat Cumartesi günkü yaşanan olayları gibi başka olayları da görebileceğiniz hiç aklınızdan geçti mi?

PARASHOS:  Cumartesi günü bana darbeyi hatırlattı; Şili’yi hatırlattı, baskıcı rejimleri hatırlattı. Polisin küçük çocuklara copla şiddet uygulamasını hiç beklemiyordum.

SORU: Bu davranışları, toplumun büyük bir kesiminin tepkisi karşısında oluşan panik davranışlar olarak görüyor musunuz?

PARASHOS: Onları, artık başka çıkış yolu olmayan ve nefes alabilmek için camları kıran bir partizan otoriter grubunun eylemleri olarak görüyorum. Ne için nefes alamıyor? Çünkü kendi partisi hidrojen sülfür yaratıyor. Kapalı bir odada hidrojen sülfür oluşturup yaşamayı bekleyemezsiniz.

“HİÇ TEHDİT EDİLMEDİM; KORKMADIM”

SORU: Kathimerini’den istifa etmenize neden olan son olaylardan sonra hiç korku hissettiniz mi? Veya tehdit edildiniz mi?

PARASHOS: Hayır; hiç tehdit edilmedim, korkmadım da. Sizi hedefleyen bir devlet tarafından kurtarılamazsınız. Örneğin, Malta’daki meslektaşımıza ne olduğuna bakın. Başbakan ve rejimi destekleyen gangsterler hakkında yazdı çünkü bu tür rejimlerin mafya ile “temizlemeye” özen gösteren ilişkileri vardır. Neyse ki Kıbrıs’ta henüz bu noktaya gelmedik çünkü buraya gelirsek işler son derece zorlaşacaktır.

SORU: Mevcut hükümetin en kötü hükümet olduğunu düşünüyor musunuz? Yoksa bu görüş bazı olaylardan mı kaynaklanıyor?

PARASHOS: Kıbrıs Cumhuriyeti’nin çocuğuyum, 1958 doğumluyum ve 1963’ten itibaren yaşanan olaylarla ilgili anılarım var. Her devrin kendi hükümdarı vardır. Makarios, ne istediğini yapan ve Kıbrıs Cumhuriyeti’nin zenginliğini istediği gibi yöneten monolitik bir liderdi. Aynı zamanda dini bir lider olduğu için bütün bunları makamının altına saklayabiliyordu. Makarios dönemi bittikten sonra Kıbrıs’ta demokratik açıdan öne çıkan tek dönem, 5 yıllık Vasiliu dönemiydi. Diğer herkes güç kazanmaya calışıyordu. Farklı kişiler birtakım araçlar vasıtasıyla, şehir planlamayla, devlet sözleşmeleriyle servetler kazandılar. Hükümet, parlamento ve siyasi görevlilerin ticari faaliyetlerinin zirvesi olan altın pasaportlara gelene kadar. 

Voice Kıbrıs Haber 2021

Benzer Haberler

Başa dön tuşu