Leviathan Girişimci Rolünde

Voice Kıbrıs Haber
Önsöz:
Thomas Hobbes’un Leviathan isimli kitabı yaklaşık dört asır önce, 1651 yılında yazıldı. Hobbes’un bu düşünce kitabı ilk olarak sivil toplumun doğasını ve devletle olan ilişkisini de anlatan, Sosyal Sözleşme Teorisi’nin en eski eserlerinden biri olup, insan doğasının ne kadar korkunç olduğunu anlatır. Bir ünlü sözü olan ‘’Herkesin herkese karşı savaşı’’ olarak da Leviathan’ın düşüncesini özetleyebiliriz. Günümüzde de asırlar geçmesine rağmen insanlardaki güç pornosu göz ardı edilemez. Tam olarak da filozof John Locke’nin, insanların boş evrelerde doğmasını savunmasının aksine, Hobbes; insanların doğuştan fikirler ile doğduğunu iddia eder. Onun ana fikri, hayatın ‘’kötü, kaba ve kısa’’ olduğudur. Dolayısıyla bu aşağılık olan insan davranışlarını kontrol altında tutmak için mutlak bir ‘’monarşinin’’ olması gerektiğidir. Kitabın dört asır önce yazıldığını varsayarsak, bugün bu monarşi kelimesini de demokrasi temasıyla değişmemizde de bir sakınca yoktur. Yani özetle, halkların barış, düzen ve istikrar altında korunabilmesi için bu güce sahip olan bir devlet kurmaktır.
2007 yılının Mayıs ayında, hiç de tanınmayan bir Brezilya şirketi olan JBS, Amerika’daki Colorado asıllı Swift&Co’yu 1.4 milyar dolara satın alıp, dünyadaki en büyük sığır eti işleme şirketi ünvanına sahip olmuştu. Yine aynı şirket, iki yıl sonrasında Pilgrim’ Pride ismindeki et işleme şirketini de 2.8 milyar dolara alıp, dünyada yankı uyandırdı. Bu kadar yüksek maliyetlerle yatırım yapabilen ve Brezilya gibi gelişmemiş bir ülkede faaliyet gösteren bu şirket bu kadar sermayeye nasıl ulaşabilmiştir peki? Cevapsa aslında basit olan, Brezilya Ulusal Ekonomik ve Sosyal Kalkınma Bankası (BNDES) JBS şirketini, ‘ulusal şampiyon’ olarak seçmiş ve onu uluslararası et ve kümes hayvanları piyasasında dominant kılabilmek için gerekli sermayeyi bu şirkete sunmuştur. Bu yaklaşık 4 milyar yatırımla da Brezilya’nın kalkınma bankası bu şirketin %30.4 hissesine de ortak olmayı başarmıştı. Bu şekilde JBS’de en fazla azınlık hissesine sahip olup, banka aynı zamanda Swift&Co ve Pilgrim’s Pride’da da azınlık hissedarlık hakkı kazanmıştı.
Brezilya’nın bu kalkınma bankası bizim deyişimizle bir nevi Kamu İktisadi Teşebbüsü (KİT) görevini üstlenmişti. Yani, dünyada 1980’ler sonrası devrilen sistemler arasındaki halkın kurumları yani KİT’ler yok olmaya mahkum edilse de, Brezilya gibi zeki olmayı başarabilen güney konsensüs ülkeleri KİT’lerini bir şekilde geliştirmeyi neoliberal kapitalizminin aksine başarabilmişti.
Yukarıda bahsettiğim Thomas Hobbes’un Leviathan modeli üzerinden gidersek de, Brezilya’nın yaptığı bu yapı, Leviathan’ın girişimci rolünün yanı sıra, azınlık yatırımcısı görevini de üstlenmesi demekti.
Bana göre de bu şekilde seçimler sadece kamusallaştırma ve özelleştirme arasında değil. Bu iki seçenek arasında siyahtan beyaza kadar uzanan gri renkler vardır. Bunlar devletin üstlenebileceği rollerdir. Devlet dediğimiz Leviathan, girişimci rolünde yani kamusallaştırmada, çoğunluk yatırımcısı olarak veya azınlık yatırımcısı olarak da özelleştirmelerin aksine KİT’lerinde gelişmesine yardımcı olacak şekilde adımlar atabilmelidir ki bu şu an dünyanın yüksek mertebelerinde olan ülkelerin yürüdüğü yolun aksine uzun zamanda daha çok kazanç sağlayacaktır.
Unutmamalıyız ki, özelleştirme hayat kalitemizin düşmesine en büyük katkı sağlayan düzendir. Faydalarını çabucak görebilmemiz yanıltıcıdır. Özel şirketler, bir devlet yapısının aksine sadece kâr amacı gütmek için kurulan enstitülerdir. Sadece ve sadece bu amaç doğrultusunda hareket eden bu yapılar, günün sonunda kendilerine yetecek kadar altyapı sağlayacaktırlar. Şeffaflık bu şirketler için en büyük öznel kuraldır. Şirketlerin kendi yasalarını bırakın, vergi sistemine kadar kendilerine dönük bir yapı izleyebilmektedirler. Özel büyük şirketler sosyal kurumsal sorumluluk başlığı adı altındaki topluma ve doğaya karşı ‘yardımseverliklerini’ de kendi ahlaksız ve etik yoksunu düşünce yapısını örtbas etmek için üretip kullanmışlardır. Özellikle, üniversitelerde de öğretilen bu derslerin esas amacını öğrenmemek, günün sonunda bize değilse de çocuklarımıza en fazla zarar verecek öğretilerdir. Sosyal çevreler üretilip, daha fazla güç pornosu sergilenmemeli ve toplumun her kesimine, kırsal ve kentsel olarak da daha bütünsel bir yapı anlayışıyla yaklaşılmalıdır.
‘Hata yapmak için çok büyük’ denilen General Motors, Chrysler, Kodak ve özellikle Lehman Brothers ve Enron şirketleri de kendi hatalarını dünya halkına acıyasıya ödeten şirketlerdir. Sorgulamamız gereken, sıfırdan özel başlığı altındaki bu şirketlerin bu hallere düşmesi kaçınılmazken, özelleştirilen, esasen devlet kurumları olması gereken havalimanları, limanlar, elektrik ve telefon kurumları ve dahası kurumların uzun vadede bize ne kadar fazla zarar vereceğidir.
Benzer haberler
Voice Özel Röportaj
Şaziye Konaç ve Erdoğan Kavaz’la KISSA üzerine konuştuk “KISSA sadece tiyatro değil, deneyimsel bir alan”
Volt Kıbrıs Genel Sekreteri Kilim “Kıbrıs sorununu, Avrupa mekanizmalarını kullanarak çözmek istiyoruz”
Barış Elçisi Şadiye’den çağrı “Gençleri de barış inşa sürecine dahil edin”
Georgiou “Kıbrıs sorunu NATO’nun bir eseri”
Erhürman “Federasyon dışında çözüm tartışma konusu değildir"
Başlangıcından, yarına, Cyprus Forum
1 Eylül Dünya Barış Günü’nde eylem düzenlendi : “Barış bizlerin elindedir!”
Sofokleous “ Sanat, hayatın içerisinde olmalı”
AP seçimlerinde 5,676 Kıbrıslı Türk oy kullandı



