Akademisyen ve yazar Ahmet Yıkık, Kıbrıs’ın ortak kültürel mirasının önemini vurgulayarak, edebiyatın toplumlar arasında anlayışı güçlendiren önemli bir araç olduğunu söyledi.
University of Cyprus’da öğretim görevlisi olan Yıkık, yaklaşık altı yıldır Türk Edebiyatı merkezli ama disiplinler arası bir perspektifle dersler verdiğini anlattı. Yıkık sözkonusu dersler arasında günümüz Türk Edebiyatı, edebiyat-toplum ilişkisi, edebiyat-siyaset bağlantısı ve Kıbrıs Türk Edebiyatı olduğunu kaydetti.
Yıkık, her metnin bir dünya görüşü taşıdığına işaret ederek, “her anlatı, okurun zihninde yeni bir pencere açabilir. Eğer edebiyat metinlerinde barışa, kardeşliğe, insani değerlere vurgu yapılırsa bu söylem zamanla toplumsal iklime de yansır” şeklindeki düşüncelerini paylaştı.
Yıkık, yaşam öyküsünden akademik çalışmalarına, dil öğrenme sürecinden edebiyatın barış ve diyalog üzerindeki rolüne kadar birçok konuda Voice Kıbrıs Haber’e değerlendirmelerde bulundu.

SORU: Edebiyatın toplumlar arasındaki rolünü nasıl değerlendiriyorsunuz?
CEVAP: Çeviri yapmaya başladığınızda, yalnızca kelimelerle değil, bir toplumun duyarlılıklarıyla, bakış açısıyla ve insan hikâyeleriyle karşılaşıyorsunuz. Kıbrıs Rum edebiyatından Türkçe’ye çeviriler yaparken, aslında düşünce biçimimizin, dünyayı algılayışımızın, sevinçlerimizin ve kaygılarımızın ne kadar benzeştiğini daha net gördüm. Bu, “yakınlık” hissini teori olmaktan çıkarıp somut bir deneyime dönüştürüyor. Bence iki toplumun birbirini anlaması için yalnızca resmi anlatılar değil, insanların iç dünyasını taşıyan metinler de okunmalı. Edebiyat, bir toplumun kendini nasıl anlattığını, nasıl hatırladığını, nasıl umut ettiğini gösterir. Karşılıklı okuma ve çeviri, toplumların birbirine “yakınlaşması” için çok kıymetli bir alan açıyor. Çünkü tanıdıkça ortak insani değerler görünür oluyor; insan, karşısındakini “öteki” olarak değil, benzer duygulara sahip bir insan olarak görmeye başlıyor. Bu da doğal olarak anlayışı güçlendiriyor.

SORU: Edebiyatın barış ve diyalog üzerinde etkisi olabilir mi?
CEVAP: Elbette. Her metin bir dünya görüşü taşır; her anlatı, okurun zihninde yeni bir pencere açabilir. Eğer edebiyat metinlerinde barışa, kardeşliğe, insani değerlere vurgu yapılırsa bu söylem zamanla toplumsal iklime de yansır. Edebiyatın gücü, insanı “başkasının yerine” koyabilmesidir. Bir karakterin hikâyesinde empati kurarsınız, farklı bir yaşamı içeriden görürsünüz. Bu da diyalogu doğal biçimde besler. Üstelik edebiyat, bugün yalnızca kitap sayfalarında değil. Metin dediğimiz şey tiyatroda, sinemada, dizilerde, belgesellerde, hatta gündelik iletişimin dilinde bile var. Bu nedenle barış söylemi yalnızca politik alanda değil, kültürün tamamına yayıldığında etkisi artıyor. Edebiyat, ortak bir dil kurma becerisiyle, toplumsal yakınlaşmayı destekleyen güçlü bir kültürel zemin sağlayabilir.

SORU: Edebiyat alanının dışında mesleğinizin akademisyenlik olduğunu biliyoruz. Mesleğinizde size en cok motive eden şey nedir?
CEVAP: Benim için akademisyenlik, öğrenmenin ve anlatmanın aynı anda sürdüğü bir yolculuk. Edebiyatı sosyolojiyle birleştirmek, metinlerin yalnızca estetik yönünü değil, toplumla kurduğu ilişkiyi de anlamaya çalışmak beni çok motive ediyor. Edebiyat toplumu anlatır; toplum da edebiyatı şekillendirir. Ben bu karşılıklı ilişkiyi sosyolojik bir perspektifle incelemeyi seviyorum. Üniversite ortamı da bunu destekliyor. Zengin bir kütüphane imkânı, basılı ve dijital kaynaklara erişim, araştırma ve seyahat bütçeleri… Tüm bunlar, eğer gerçekten üretmek istiyorsanız size alan açıyor. Aynı zamanda günümüzde teknoloji ve yapay zekâ gibi yeni araçlar, akademiyi farklı bir noktaya taşıyor. Ben bunu bir imkân olarak görüyorum. Okuma birikiminiz, metinle kurduğunuz ilişki ve akademik deneyiminiz, bu araçları daha bilinçli kullanmanıza yardımcı oluyor. Bu değişimi takip etmek, güncel kalmak ve sürekli gelişmek akademinin bana sunduğu en canlı motivasyonlardan biri.

SORU: Edebiyat ve akademik alanda bundan sonraki planlarınız nelerdir?
CEVAP: Yakın zamanda, 2025 sonunda yayımlanan “Kıbrıs Türk Şiiri Antolojisi”nin tanıtım çalışmalarına odaklandık. Kitabın gördüğü ilgi bizi ayrıca motive etti. Şu sıralar ikinci baskı için ön söz hazırlıkları üzerinde çalışıyorum. Bu antolojinin daha geniş okurla buluşması ve mümkünse farklı dillere de kazandırılması için fırsatları değerlendiriyoruz. Bunun yanında Kıbrıs Türk Edebiyatını belgelemek ve görünür kılmak adına farklı proje fikirlerim var. Çeviri faaliyetleri de devam ediyor. Edebiyat dergilerine katkı sunuyor, Kıbrıs edebiyatından çeviriler yapıyorum. Ayrıca iki toplumlu etkinlikler, ortak kültür buluşmaları ve gençlerin iki dilde üretim yapabildiği çalışmalar benim için çok kıymetli. Bu alanda üretmeye, çevirmeye ve yeni metinlerin dolaşıma girmesine katkı koymaya devam edeceğim.




