UKÜ’den Batı Nil Virüsü için bilimsel çağrı

Voice Kıbrıs Haber
Uluslararası Kıbrıs Üniversitesi (UKÜ) Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ayşegül Taylan-Özkan ve Yrd. Doç. Dr. Nagat Balaman, Batı Nil Virüsü (WNV) hakkında hazırladıkları çalışmada, hastalığın bulaşma yolları, belirtileri ve korunma yöntemlerine ilişkin bilgiler paylaşarak Kuzey Kıbrıs'ta bilimsel temelli vektör izleme çalışmalarının önemine dikkat çekti.
Taylan-Özkan ve Balaman, Batı Nil Virüsü’nün esas olarak enfekte sivrisineklerin sokmasıyla insanlara ve hayvanlara bulaştığını, enfeksiyonların yaklaşık yüzde 80’inin ise herhangi bir belirti göstermediğini aktardı. Bazı kişilerde ateş, baş ve vücut ağrısı, halsizlik, bulantı, kusma ve döküntü gibi belirtilerin görülebildiğini belirten akademisyenler, enfekte kişilerin yaklaşık yüzde 1’inde virüsün sinir sistemini etkileyerek menenjit ve ensefalit gibi ciddi nörolojik hastalıklara yol açabileceğini kaydetti.
Kuzey Kıbrıs’ta Batı Nil Virüsüne ilişkin bilimsel bulgulara da değinen Taylan-Özkan ve Balaman, 2020 yılında yayımladıkları bir araştırmada Kuzey Kıbrıs’taki bir kan bankasından alınan 760 kan örneğini incelediklerini ve örneklerin bir bölümünde Batı Nil Virüsü’ne karşı antikor saptadıklarını ancak aktif enfeksiyonu düşündürecek PCR pozitifliği bulamadıklarını belirtti. Araştırmalarından elde ettikleri bulguların virüsün bölgede uzun süredir var olduğunun göstergesi olduğunu vurgulayan akademisyenler, ancak bunun mevcut bir salgın olduğu anlamına gelmeyeceğinin de altını çizdi.
Taylan-Özkan ve Balaman, Batı Nil Virüsü açısından risklerin erken dönemde belirlenebilmesi için yalnızca insanlarda görülen vakaların değil, virüsü taşıyabilecek sivrisinek türlerinin ve popülasyonlarının da düzenli olarak takip edilmesi gerektiğini söyledi. Sivrisinek türlerinin, üreme alanlarının ve popülasyon yoğunluklarının bilimsel yöntemlerle izlenmesinin etkili vektör mücadelesine ve gerekli önlemlerin zamanında alınmasına katkı sağlayacağını kaydetti.
Akademisyenler, bireysel korunmanın da önemli olduğunu belirterek ev ve iş yerlerinin çevresinde su birikintilerinin oluşmasının önlenmesini, saksı altlıkları, kovalar ve kullanılmayan kaplar gibi su tutabilecek eşyaların düzenli olarak kontrol edilmesini önerdi. Özellikle akşam ve gece saatlerinde sivrisinek sokmalarına karşı dikkatli olunması gerektiğini belirten Taylan-Özkan ve Balaman, sineklik kullanılmasının, uygun sivrisinek kovucularından yararlanılmasının ve mümkün olduğunca vücudu örten kıyafetlerin tercih edilmesinin korunmaya katkı sağlayacağını ifade etti.
Taylan-Özkan ve Balaman, çalışmalarının amacının toplumda endişe oluşturmak değil, bilimsel veriler doğrultusunda olası risklerin önceden belirlenmesine katkı sağlamak olduğunu vurguladı. Akademisyenler, KKTC’de sürdürülebilir vektör izleme çalışmalarının güçlendirilmesinin ve üniversiteler, sağlık otoriteleri ile belediyeler arasındaki iş birliğinin geliştirilmesinin halk sağlığı açısından önemli olduğunu ve bu konuda iş birliğine hazır olduklarını kaydetti.
Benzer haberler
Featured
Göçmen kuşların 9’da 1’i yok olma tehdidi altında
Filipinler'deki yolcu feribotunda çıkan yangında ölü sayısı 35'e yükseldi
Çavuşoğlu’ndan sendikalara mesaj “Alışkanlıklarını değiştirmelerini bekliyorduk”
En son hava durumu tahminleri (12 Eylül 2026)
Norveç Prensesi Astrid hayatını kaybetti
Sezonun en büyük rallisinde ilk günün lideri Bozalanlar-Evrensel ikilisi
Döviz piyasalarında günün son rakamları (11 Eylül 2026)
Dedektörle arama yaparken bin yıllık hazine buldu
Polis Akademisi için 5 öğrenci seçilecek


