Şahali "Mali darboğaz konjonktürel bir dayatma değil, tam anlamıyla yönetsel bir iflastır”

Voice Kıbrıs Haber
CTP Milletvekili Erkut Şahali Meclis Genel Kurulu'nda, “Hükümet belediyelere rehine muamelesi yapıyor” başlıklı konuşmasında, hükümetin belediyelere yönelik tutumunu eleştirdi.
İçişleri Bakanı Dursun Oğuz’un belediyelerle ilgili değerlendirmelerine işaret eden Şahali, Oğuz’un belediyelerin reform sonrası çok yüksek harç ve ücretlerle kendi ifadeleriyle “yollarını bulduğunu” söylediğini belirterek, bunun gerçeği tam olarak yansıtmadığını söyledi.
Eski bir belediyeci olduğunu kaydeden Şahali, bazı belediyelerde çok üstün bir gayretle ciddi bir yönetim becerisi ortaya konduğunu ifade ederek, “Hükümete rağmen belediyeler hem hizmet üretebildi hem de hükümetin boşluk yarattığı alanları dolduracak şekilde iş yapma kapasitesini her gün artırdı." dedi.
“Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti devletinin şu anda içine düşürüldüğü mali darboğaz konjonktürel bir dayatma değildir, tam anlamıyla yönetsel bir iflastır” diyen Şahali, daha önce pandemi, Rusya-Ukrayna savaşı ve son olarak İran merkezli çok uluslu savaşın etkilerinin gerekçe gösterildiğini, ekonominin daraldığı ve bu nedenle bütçe açıklarının oluştuğunun savunulduğunu söyledi.
Ancak ortada ciddi bir "yönetsel zafiyet" bulunduğunu ifade eden Şahali, “Gelir yaratma konusunda isteksizlik, harcama konusunda ise bitmek bilmez bir iştah vardır. Bu nedenle karşımızda duran tablo yönetsel bir zafiyettir” ifadelerini kullandı.
Bütçe açıklarının pandemi sonrasında başlamadığını, bu gerçekle en çarpıcı biçimde 2023 yılında yüzleşildiğini belirten Şahali, 2023 yılının 19 milyon TL bütçe açığıyla tamamlandığını, 2024 yılında ise bu açığın 9 milyar 780 milyon TL’ye yükseldiğini kaydetti.
2026 bütçesinde 25 milyar TL’lik bir açık öngörüldüğünü söyleyen Şahali, “Oysa sadece mayıs, haziran ve temmuz aylarında ödenmesi gereken toplam borç yükü şu anda 21 milyar 265 milyon liradır” dedi.
Maliye Bakanı Özdemir Berova’ya tüm yıllara ilişkin kamu borçlarının açıklanması çağrısında bulunan Şahali, sadece 2026 yılına değil tüm dönemlere ilişkin tabloyu görmek istediklerini belirterek, “KKTC hazinesinin Türkiye Cumhuriyeti’ne ne kadar borcu vardır? Devletin bankalara, kooperatif ve Merkez Bankası dahil toplam borcu nedir?” diye sordu.
Belediyelere olan borcun 1 milyar 200 milyon TL’yi aştığını belirten Şahali, hükümetin belediye reformu olarak sunduğu yapının işleyişine kendisinin engel olduğunu kaydetti.
“Belediyelerin ortak varlığı ve ortak değeri olarak yaşama geçirdiğiniz ve adına reform dediğiniz sürecin çalışmasına niye engel teşkil ediyorsunuz?” diye soran Şahali, belediyelere suyun 25 liradan veriliyor olmasının tek başına yeterli olmadığını ifade etti.
Her belediyenin kendi maliyet yapısına göre hizmet bedeli belirlemesi gerektiğini söyleyen Şahali, belediye meclislerinden onay alınarak bu ücretlerin yürürlüğe konduğunu, hükümetin azami satış fiyatı belirleme yetkisinin ise sistemin doğasına aykırı olduğunu dile getirdi.
“Her belediye kendi maliyetine göre hizmet ve ücret belirler. Buna müdahale yetkisi hükümetlere ait değildir” diyen Şahali, bir yandan belediyelerin hizmet performansından rahatsız olunup Meclis’te eleştirildiğini, diğer yandan halkın yaşam kalitesini düşürecek ağır borç yükünün yine halkın sırtına yüklendiğini söyledi.
“Tutarlılık nerede?” diye soran Şahali, 2026 yılının ilk üç ayına ilişkin verilerin de gelir toplama konusunda ciddi sorunlar bulunduğunu gösterdiğini belirtti.
Ekonomideki daralmanın gümrüklerdeki faaliyetleri azalttığını ve buna bağlı olarak KDV gelirlerinde düşüşe yol açtığını kaydeden Şahali, hükümetin bu kayıpları telafi edecek gelir politikaları üretmesi gerektiğini belirtti.
“Hükümete soruyorum; belediyeler sizin rehineniz midir? Genel Tarım Sigortası Fonu sizin rehineniz midir? Bu kurumlara ait gelirleri niye vermiyorsunuz?” diyen Şahali, kamu borçları ödenirken belediyelerin ve fonların mali yapısının bozulmaması gerektiğini söyledi.
Borç ödeme yükümlülüğü yerine getirilirken belediyelerin hükümetin ayağına pranga olmaması gerektiğini ifade eden Şahali, asıl sorunun hükümetin belediyelerin prangası olmaya devam edip etmeyeceği olduğunu dile getirdi.
Gazimağusa’da yaşanan su kesintisinin Türkiye Cumhuriyeti Devlet Su İşleri (DSİ) tarafından duyurulmasını da eleştiren Şahali, bunun kabul edilemez olduğunu söyledi.
Şahali, belediyelere yönelik yükümlülüklerin yerine getirilmesi gerektiğini, suyu kesilen yurttaşa suyun nasıl ulaştırılacağının da açıklanması gerektiğini kaydetti.
Bu yıl kuraklığın sınırlı ölçüde yaşanmasının beklendiğini, dolayısıyla Genel Tarım Sigortası Fonu açısından en önemli görevin mevcut kaynakları korumak ve en üst düzeyde değerlendirmek olduğunu belirten Şahali, hükümetin bu kaynaklara el koymasının kabul edilemez olduğunu söyledi.
Şahali, “Önümüzdeki yıl doğal afet ya da başka bir olumsuzluk yaşandığında Genel Tarım Sigortası Fonu kaynakları yeterli olmazsa ne diyeceğiz? Bu kabul edilebilir değildir” dedi.
Devlet yönetiminde bütünsellik ve ciddiyetin esas olduğunu vurgulayan Şahali, “Suyu kesilen yurttaşa suyu nasıl ulaştıracağınızı söylemek zorundasınız. O suyu ulaştırmakla yükümlü kurumların mali bünyelerini korumak zorundasınız. Kuraklıkla ilgili yükümlülükleri yerine getirecek kurumların kaynaklarına el koyma hakkınız yoktur” ifadelerini kullandı.
Şahali, harcama yapabilmek için hazinenin gelir yaratacak çabayı ortaya koyması gerektiğini de sözlerine ekledi.
Benzer haberler
Featured
İngiltere'de kene alarmı: Şehir merkezlerinde de var
Panda diplomasisi geri döndü: Birkaç gün içinde ulaşacaklar
Döviz piyasalarında günün son rakamları (25 Eylül 2026)
İran "Olası saldırı durumunda farklı silahlar kullanacağız"
Endonezya'da 13 Eylül'de alabora olan feribottaki 52 kişinin cesedine ulaşıldı
Volkswagen Grubu 2,8 milyon aracı geri çağıracak
Halkın Partisi’nde milletvekili adaylığı başvuruları 28 Eylül’de başlıyor
Lefkoşa Sanat Merkezi’nde iki sergi açılışı birden yapılacak
Oymen "Gıda güvenliğinde yapılan her ihmal toplum sağlığını riske atıyor"



