FeaturedKIBRISVOİ Özel Haber

Sophocleous “Vatanımızı bölmeyelim; paylaşalım”

Eleni Konstantinou 

Ünlü tiyatro oyuncusu ve aktivist Valentina Sophocleous, Kıbrıslı Rumlar ve Kıbrıslı Türklerin işbirliği yaparak, güçlerini birleştirmelerinin ve birlikte mücadele etmelerinin önemli olduğunu söyledi.

“Hepimiz Kıbrıs denilen aynı kayanın üzerinde yaşıyoruz” diyen Sophocleous, bu vatanın Kıbrıs insanına, Kıbrıslıların çocuklarına ve gelecek nesillerine ait olduğunu, vatanı bölüşmek değil paylaşmak gerektiğini belirtti. 

Sophocleous, Yeşil Hat boyunca yerleştirilmekte olan ve kamuoyunda büyük tepkiye yol açan dikenli telleri ise “utanç teli” olarak nitelendirdi.

Valentina Sophocleous, Voice of the Island’ın sorularını yanıtladı.

“KÜLTÜRÜ SANATÇILAR ÜRETİR”

SORU: Pandemiden dolayı ortaya çıkan kısıtlamaları ve sonuçlarını nasıl deneyimliyorsunuz?

SOPHOCLEOUS: Tüm bunların beni etkilemesine izin vermemek için yaratıcı olmaya çalışıyorum. Ancak, ertesi gün ne yapacağımı bilmemek sıkıcı ve stresli. Çok organize bir insanım ve bu bana pahalıya mal oldu; ama bununla savaşıyorum. Bu yüzden, koronavirüsün zorluklarına rağmen Popi Abraam’ın yönettiği  “Kadın Monologları”nda kendi performansımı yapmaya karar verdim ve başardığıma inanıyorum. Bu çok olumlu bir şey. Larnaka Belediyesi Başkanı Andreas Vyras da koronavirüs döneminde bizden bazı öneriler istemişti. Ben de genç oyuncuları organize etmek ve kendi gösterilerini yapabilmeleri için zamanımı ayırmayı önerdim. Tiyatro grubu ROI’yi oluşturduk ve provalara başladık. 16 Mayıs’ta prömiyerimiz gerçekleşecek.

SORU: Devletten gördüğünüz muamele ile ilgili neler hissettiniz?

SOPHOCLEOUS: Her şey, hükümetin sanatın ne demek olduğunu anlamamasıyla başlıyor. Sanatçı ne demek, kültür ne demek? Kültürün üretiminden söz ederken, kültürün bazı kişiler tarafından üretilmesi gerektiğini anlamalıyız. Bu kişiler biziz, yani sanatçılar. Kültür üretmek için maaşımızı almamız gerekiyor çünkü bu bizim hayatımız. Maaşımızı alırsak masamıza yemek koyabiliriz. Kültür üretmek için insanlarına ihtiyaç olduğu konusu, hükümet edenlerin zihninde net olmayabilir. Ayrıca kültür konusunun, gündemlerinde çok yüksek bir yerde olduğunu düşünmüyorum. 

SORU: Bunu niye söylediniz?

SOPHOCLEOUS: Kısıtlamalar içinde olduğumuz veya belirli tedbirlerin uygulandığı bir yıl oldu. Ancak, kültür sektöründeki bazı kısıtlamaların kaldırıldığı durumlarda bile bu gerçekleşmedi. Bu yüzden kültür taşıyıcısı olmanın ne demek olduğunu anlamadılar. Bir ressam resim çizer; oyuncu ise izleyicinin bir sanat eserini görebilmesi için sahnede, dizide, sinemada üretim yapan kişidir. Hükümet edenlerin, tüm bunların ne anlama geldiğini bildiklerini sanmıyorum. 

Kültür ve eğitim birbiriyle ilişkili kavramlardır. Çocuklar küçük yaştan itibaren  kitap kapağını açmayı, müzeye, tiyatroya gitmeyi öğrenir. Ülkemizde tiyatroya gitmek, müze gezmek özel bir olay gibidir. 

“SANATTA TEMELLER DEVLET TARAFINDAN ATILMALI”

SORU: Söylediklerinize katılıyorum. Her şey bir eğitim meselesi ve Kıbrıs’ta eğitim meselesi değişiyor. Yani birinin 500 konu hakkında bilgi sahibi olması gerektiğini söylemiyorum. Ruh, eğitilmeli. Bu konularla ilgili Kıbrıs’ta bir dengesizlik var. Bu yüzden çok sayıda mezunumuz var ama eğitimli insanlarımız yok. Düşünen insanlarımız olmadığını kastetmiyorum ama diğer ülkelerde olduğu gibi bu kitleler yok. Bu durumdan kim sorumlu?

SOPHOCLEOUS: Kıbrıs’ta, Avrupa’nın geçirdiği aşamalardan geçmemiş olmamızın bize zarar verdiğine inanıyorum. Avrupa, Rönesans döneminden geçti; Fransız Devrimi gibi ruhu da ilgilendiren devrimlerden geçti. Kıbrıs, bunlardan geçmedi. Bu yüzden bazı boşluklar var ve bu boşlukları doldurmak için çok çabalıyoruz. Ancak 1, 10 veya 100 kişi bir fark yaratamaz. Farkı her zaman devlet yapar. Tekerleklerin yuvarlanıp ilerlemesi için temelleri atan devlettir.

SORU: Sol, genellikle lider rolünü üstlenir. Bu rolün Kıbrıs’ta oynandığını düşünüyor musunuz? Önemli değişiklikler yapmak için öne çıktı mı? Yoksa bu yönde daha fazla müdahale mi bekliyorsunuz?

SOPHOCLEOUS: Sol önde gelir, ama nerede? Az önce bahsettiğimiz gibi, toplum olarak gerideyiz evet ama Sol öne çıkıyor ve iyi gidiyor. Ancak bir fark yaratmak ve toplum olarak ilerleyebilmek için birçoğunun öne çıkması gerekiyor ve dediğim gibi temeller, devlet tarafından atılmalıdır. Bazı kültür kurumları her şeyi yapamaz. Yapabildiklerini takdir ediyorum çünkü bazı şeyler olmasaydı, Kıbrıs’ta bu konularda kurak bir topraktan söz ediyor olurduk. Yine de bu yapılanlar yeterli değil. Avrupa’da devlet temelleri atıyor çünkü herkes tiyatro, opera ile ilgilenmiyor. Ancak, onlara fırsatlar veriliyor. Burada bize olanaklar tanınmıyor. Bazı kapılar açıyoruz ve onlar da bizim için kapıyı kapatmaya çalışıyorlar. Bizi desteklemiyorlar ve bu duruma tahammül edemiyoruz. 

“BİRLEŞİK VATAN HAYALİYLE BÜYÜDÜM”

SORU: İki toplumun yakınlaşması ve aynı zamanda vatanımızın yeniden birleşmesi için mücadele eden birisiniz. Koronavirüs nedeniyle önce geçiş noktalarının kapandığını gördük, hatta bazı istisnalar olsa da aslında geçişlerin kapalı kaldığını gözlemledik. Yeşil Hatta, düzensiz göçe engel olmak için yerleştirildiği söylenen dikenli telleri de gördük. Tüm bu yaşananlarla ilgili yorumunuz nedir?

SOPHOCLEOUS: Bu dikenli tel, bir utanç teli. 1974’te dikenli tel takılmışsa, şimdi de Kıbrıs Rum tarafından bir tane daha geldi ve bu utanç verici. Geçiş noktalarının kapatıldığı ilk saatlerden itibaren, tüm bunların Kıbrıs Rum tarafının ekonomisine zararlı olduğu söylendi. Hepimiz, Kıbrıs denilen aynı kayanın üzerinde yaşayan Kıbrıslılarız ve yıllardır Kıbrıs sorununu çözemediler. Şu anda bile çözemezlerse Varoshia’da (Kapalı Maraş)gördüğümüz gibi kendimizi korkunç gelişmelerin içinde bulacağız.

Ben, birleşik bir vatan hayaliyle doğdum ve büyüdüm. Benim ve ailemin isteği vatanımızı paylaşmak, bölüşmek değil. Asla vatanımızın bölünmesini istemedik ve iyi arkadaşlarım Kıbrıslı Türkler de bizimle aynı fikirde.

SORU: Bu durum sizi üzüyor mu? 

SOPHOCLEOUS: Beni çok üzüyor. Tassos Papadopulos’un şiddetli Hayır’ından sonra, bazı şeylerin hareket etmesini istedim çünkü hayır oyu verenler bile doğru yapıp yapmadıkları konusunda tereddütteydiler ve bunca yıldan sonra bunun korkunç bir hata olduğu görünüyor. Bu yüzden bazı Kıbrıslı Türk arkadaşlarımıza, hayır oyumuza rağmen var olduğumuzu ve ülkemizi yeniden birleştirmek istediğimizi göstermeyi düşündük. Zaman geçtikçe durumun bizlerin, çocuklarımızın, geleceğin, vatanımızın aleyhine doğru evirildiğini fark ettik. Daha sonra anlamsal olarak Ledra ve Lokmacı’daki en önemli noktadan başlayarak, geçiş noktalarını açmak için harekete geçtik. Başkanlığını yaptığım bir Komite oluşturduk ve 3 yıl boyunca bu amaçla mücadele ettik. Başarılı olabilmek için sorunu yabancı medyada kamuoyuna duyurmak zorundaydık. Yıllar sonra Nikos Anastasiadis geldi ve Kıbrıslı Türkleri “kapatırsa” veya Kıbrıslı Rumları “kapatırsa” koronavirüsün gelmeyeceğine inandı. Aynı zamanda havalimanlarını açık bıraktı. Bu durum bana, sadece sağlıkla ilgili olmayan ve diğer alınan birçok önlem gibi, halk sağlığını koruma gibi görünmüyor; politik bir yaklaşım gibi görünüyor. 

SORU: Halka açık toplantıların yasaklanması gibi mi demek istiyorsunuz?

SOPHOCLEOUS: Evet, halka açık toplantıları yasaklamak sağlıklı bir çözüm değildir. Bazılarına uyan bir çözümdür. Devlete yakışan bir çözümdür. Korkunç bir durumla karşı karşıyayız. Aynı zamanda Başkanı’nın da karıştığı skandallar görüyoruz. Şahsen, en azından istifasını sunmasını beklerdim. Başkanın istifa talebi, tüm düşünen vatandaşların talep etmesi gereken bir şeydi.

SORU: Sivil toplumun tepkisi de önemli bir adımdır…

SOPHOCLEOUS: İnsanların istediği zaman sokağa çıkabildiği kanıtlanmıştır. Çok fazla baskı vardı ve gördük ki vatandaşlar sokağa çıktı. Bu çok güzeldi. İnsanların tepki vermek için partizan olması gerekmez ancak, bunun yerine siyasallaşması gerekir. İkisinin arasında fark var. Ben, kendimi politik bir varlık olarak görüyorum.

“KIBRIS BİZLERE AİT; BAŞKASINA DEĞİL”

SORU: Herhangi bir siyasi partiye üye olmamanın size maliyeti oldu mu?

SOPHOCLEOUS: Çok fazla; siyasallaşmanın bir bedeli vardı.

SORU: Tüm zorluklara rağmen iyimser bir insansınız. Son olarak göndermek istediğiniz bir mesaj var mı?

SOPHOCLEOUS: Ben çok iyimser biriyim. Hayattan cesaret alıyorum ve cesaret veriyorum. Kıbrıs meselesinden asla vazgeçilmemeli mesajını vermek isterim. Kıbrıs bize, insanına, çocuklarımıza, gelecek nesillere aittir; başkasına değil. Bundan vazgeçmemek için güçlerimizi birleştirmenin gerekli olduğunu anlamalıyız. Ne Kıbrıslı Rum ne de Kıbrıslı Türk olarak bunu tek başımıza başarabiliriz. Birlikte başaracağız. Ledra’nın açılışı için gayret sarf ederken bunu yaşadım. İşbirliği büyük karlar getirir. Bu kar bankaların kazandıkları değil, insanların karlarıdır. 

Voice Kıbrıs Haber 2021

Benzer Haberler

Başa dön tuşu