Müzakereler yine Mont Pelerin’de - Voice Kıbrıs Haber
KIBRISKıbrıs Sorunu

Müzakereler yine Mont Pelerin’de

ne-tarih-var-ne-harita

Kıbrıs sorununa çözüm bulma amacıyla sürdürülen müzakerelerde bu hafta sonu yeniden Mont Pelerin’de yer alacak olan ikinci tur görüşmelerde tansiyonun yüksek olduğu bir döneme giriliyor.

Bir haftalık ara, Kıbrıslı Rum Lider Nikos Anastasidis’ten gelen talep üzerine verildi. Kıbrıslı Türk Lider Mustafa Akıncı, Anastasiadis’in bu talebini kabul etmişti. Anastasaidis’in, Türk tarafının açılımlarını Güney Kıbrıs’taki siyasi partiler ve Yunanistan Başbakanı Aleksis Tsipras’la değerlendirme yapmak için istediği açıklanmıştı.

İsviçre’de Mont Pelerin kasabasında 5 gün süren müzakerelerin ilk turunda, toprak kriterlerinde uzlaşma ve 17 aydır devam eden Kıbrıs barış sürecini son aşamaya taşıyacak beşli konferans tarihinin çıkması bekleniyordu ancak iki hedef de ilk aşamada tutturulamadı.

Ara verilen ve yeniden devam edecek ikinci aşamada, toprakta kriterleri üzerinde uzlaşı sağlandığı takdirde, iki tarafın kendi haritasını hazırlayarak, aynı anda beşli konferansın tarihini de BM huzurunda tespit etmesi hedefleniyor.

Görüşmeler yeniden Mont Pelerin’e taşınıyor

İsviçre’de bir hafta aranın ardından 20 Kasım’da başlayacak görüşmelerin mekânın, yeniden Mont Pelerin olacağı öğrenildi. Görüşmeler 20 – 21 Kasım tarihleri arasında, iki gün boyunca yer alacak. İkinci tur görüşmeler, aynı modalite ve format üzerinden devam edecek. Liderler ve heyetlerinin 19 Kasım cumartesi günü Mont Pelerin’de olması ve 22 Kasım tarihinde İsviçre’den ayrılması bekleniyor.

İkinci tur görüşmelerin başlangıcında basına görüntü olanağı verilmesi veya basına açıklama yapılması ihtimali bulunuyor.

Mont Pelerin’de 20 Kasım’da başlaması beklenen görüşmelerin, aynı modalite ve format üzerinden devam edeceği biliniyor. İlk tur görüşmelerde toprak dahil tüm başlıklar birbiriyle bağlantılı görüşüldü. Güvenlik konuları ise bir fikir egzersizi şeklinde ele alındı.

Anastasaidis yarın Yunanistan’a gidiyor

Anastasiadis’in Rum siyasi parti liderlerine bilgi vermesi bekleniyor. Anastasiadis, yarın Yunanistan Başbakanı Aleksis Tsipras’la Atina’da görüşecek. Rum lider, Atina temaslarında Yunanistan Cumhurbaşkanı Prokops Pavlopulos, Yunanistan Dışişleri Bakanı Nikos Kocias ve Yunanistan ana muhalefet partisi olan Yeni Demokrasi Partisi Başkanı Kiriakos Mistsotais’le de bir araya gelecek.

Kıbrıs Rum tarafı, Kıbrıs Türk tarafının özellikle toprak kriterleri üzerinden yapmış olduğu açılımlar karşısında böyle bir ara vermeye ihtiyaç duydu. Anastasiadis’in ekibi içerisinde yer alan derin devlet uzantılarının ve aynı zamanda çözüm karşıtı siyasi partilerin, ilerlemeler karşısında süreci yavaşlatmak istediği öne sürüldü.

Anastaidis’in hem ekibi içinden hem de Rum siyasi partilerinden gelen baskıları nasıl kaldıracağı veya bu yönde nasıl bir taktik izleyeceği de süreç açısından belirleyici olacak.

İlk görüşmeyi Başpiskopos Hrisostomos’la yaptı

Anastasiadis, ilk görüşmesini Başpiskopos Hrisostomos’la yaptı. Hrisostomos, görüşmeden sonra yaptığı açıklamada, daha iyimser olduğunu ve iyi müzakere istediklerini söyledi. Hrisostomos, Anastasidis’le görüş alışverişinde bulunduklarını da sözlerine ekledi.

Gece-gündüz beraberlerdi

Liderler ve heyetleri 5 tam gün boyunca birlikte oldu. Liderler, birbirleriyle günde en az iki kez görüşürken, heyetler ve müzakerecilerin de görüşmelerine ihtiyaç oldukça katıldı.

Liderler ve heyetleri, sabah, öğle ve akşam yemeklerinde de birlikteydi. Her iki heyetin otel masrafları, İsviçre hükümeti tarafından karşılandı.

Müzakere süreci, sadece liderler seviyesinde değil, müzakereciler, müzakere heyetleri ve teknik seviyede de dizi halinde devam etti. Buna ek olarak ekipler, kendi iç çalışmalarını da sürdürdü.

Dört başlıkta ilerlemeler sağlandı ancak detay verilmedi

İsviçre’de Yönetim ve Güç Paylaşımı, Mülkiyet, Avrupa Birliği ile İlişkiler ve Ekonomi başlıklarında her iki taraf da ilerleme kaydedildiğini açıkladı. Türk tarafı bu ilerlemeleri “hatırı sayılır ilerleme” olarak kabul ettiğini duyurdu. Ancak sağlanan ilerlemeler konusunda detay verilmedi.

Görüşmelerin ilk iki gününde dört başlıkta açıkta kalan konular üzerine yoğunlaşıldı. Rum kaynaklar, müzakerelerin ilk günü olan pazartesi günü Yönetim ve Güç Paylaşımı, AB ve Ekonomi başlıklarına odaklanıldığını ve iki tarafın dört başlıktan 8 konu üzerinde görüşmeyi kararlaştırdıkları bildirdi. Bu 8 noktadan 4’ünün mülkiyet başlığı ile ilgili olduğu aktarıldı.

Ekonomi başlığında kurucu devletlerin federal hükümetin para politikasıyla ilgili sorumlulukları konusu ele alınırken, AB başlığında ise anlaşmanın ekonomik yönünün tartışıldığı belirtildi. Bir diğer görüşülen konunun da federal düzeyde karar alma mekanizmasına katılım olduğu aktarıldı.

Mülkiyette ilerleme var ancak başlık tam olarak kapatılmadı

Mülkiyet başlığında Kıbrıs’taki müzakerelerde sağlanan uzlaşılar üzerinden kısmi ilerlemeler kaydedildi. Mülkiyet başlığı tam olarak kapanmasa da elde edilen yakınlaşmalar, biraz daha ileri götürüldü. Yönetim ve Güç Paylaşımı altındaki açıkta kalan noktaların görüşülmesine ve ek ilerleme kaydedilmesine rağmen, bu konuda başlığın kapatılamadığı, halen bazı ayrılıkların devam ettiği kaydedildi.

Rum tarafı, mülkiyet konusunda özellikle toprak konusunda bazı noktaların ilk defa tartışıldığını ve bunların, özellikle Kıbrıs Türk Kurucu Devleti’ne ait olacak mallar ve  Kıbrıs Rum Kurucu Devlet’inde bulunacak mallarla ilgili olduğunu açıklamıştı.

Toprak kriterleri üzerinden pazarlık yürütüldü

Taraflar toprak kriterleriyle ilgili pozisyonlarının yer aldığı bir zemin üzerinden yoğun görüşmelerde bulundu.

Tarafların, planlanan son aşamaya geçmek için kriterler üzerindeki mutabakat arayışı, bu sürede zarfında bir sonuca bağlanamadı. Toprak kriterleri, harita ve yerleşim adı olmaksızın sadece müzakere edildi.

Toprak kriterleri üzerinden üç gün boyunca pazarlıklar yapıldı. Toprak kriterlerinde, mümkün olduğunca az sayıda kişinin yer değiştirmesi, kurucu devletlerin toprak oranı, kıyı şeritleri gibi noktalar yer alıyor.

Rum tarafı için en önemli kriter olarak, Kıbrıs Rum Yönetimi altında dönecek olan Kıbrıslı Rum sayısı öne çıkıyor. Rum tarafı, bu sayının 100 bin olduğu yönünde bir pozisyona sahip. Kriterler görüşülürken, bu rakam üzerinden pazarlıklar yürütüldü.

Toprakta kriterler üzerinde anlaşılmasının ve ardından bunların haritaların çizilmesinde kullanılmasının önemi ortaya kondu.

Diğer önemli noktada da kurucu devletlerin oranı. Bazı kaynaklar tarafından, Kıbrıs Türk tarafınca yürütülen pazarlıkta bu oranın yüzde 32 olduğu söylendi. Kıbrıs Türk tarafının bugüne kadarki pozisyonunun yüzde 29 +  olduğu biliniyor. Rum tarafı ise bu rakamın yüzde 25 + olmasını istiyor.

Yazılı mutabakat konusu sıkıntı yarattı

Kıbrıs Türk tarafının toprak kriterlerinde uzlaşı sağlanması durumunda, 5’li konferans tarihinin belirlenmesiyle eş zamanlı olarak, toprak başlığı uzlaşılan ilkesel kriterler esas alınarak harita üzerinde ilk kez masaya gelmesi durumunun Kıbrıs’ta varılan ve BM tarafından liderlere yazılı olarak iletilen mutabakat olduğu noktası, Rum tarafı içinde sıkıntı yaşattı.

Rum tarafı yazılı mutabakat olduğunu kabul etmiyor. Bu durumun, Rum heyeti arasında büyük rahatsızlığa neden olduğu öne sürüldü.

Dönüşümlü Başkanlık “olmazsa olmaz”

Liderlerin dört başlıkta uzlaşamadığı konulardan birisi Dönüşümlü Başkanlık. Rum tarafı dönüşümlü başkanlığı kabul etmezken, bu konu Türk tarafının olmazsa olmazları arasında bulunuyor.

Kıbrıs Türk tarafı eşitlik talebinde dönüşümlü başkanlık ve kararlara etkin katılımın önemine vurgu yapıyor.

Beşli konferansa Bürgenstock yöntemi

Beşli konferansın Annan Planı’nın görüşüldüğü Bürgenstock toplantılarında izlenen yöntem çerçevesinde gerçekleşmesi, harita ile güvenlik ve garanti konularının son şeklinin verilmesi hedefleniyor. Güvenlik ve garanti konuları, iki tarafın ve garantör ülkelerin yer alacağı bir konferansta görüşülüp karara bağlanacak. Rum tarafı, BM Güvenlik Konseyi daimi üyelerinin de konferansta bulunması istiyor.

Kıbrıs Türk tarafı garantilerin 2016’nın koşullarına göre uyarlama yönünde bir pozisyona sahipken, Rum tarafı AB üyesi olacak Federal Kıbrıs’ın garantilere ve garantörlere ihtiyaç olmadığı görüşünü savunuyor.

Benzer Haberler

Başa dön tuşu