FeaturedKIBRIS

Mavroyannis, Crans Montana zirvesinde yaşanan gelişmeleri aktardı

Kıbrıslı Rum müzakereci Andreas Mavroyannis, Fileleftheros gazetesine verdiği söyleşide, Crans Montana zirvesinde yaşanan gelişmeleri aktardı.

Fileleftheros gazetesi Mavroyannis ile yapılan söyleşiyi “Türkiye Genel Sekreterin Teklifini  Kabul Etseydi, Stratejik Anlaşmaya Sahip Olacaktık-Mavroyannis: Bizim Taraf ve Yunanistan, Çalışma Belgesinin Görüşülmesini, Tek Kabul Edenlerdir” başlıklarıyla duyurdu.

Kıbrıslı Rum müzakereci Andreas Mavroyannis, Türkiye’nin, Kıbrıs’ta bir sayıdaki askerin Kıbrıs’ta daimi kalması ve çözümün uygulanmasından sonraki en az on yıl boyunca garantilerin kaldırılması veya muhafaza edilmesiyle ilgili görüşmenin ertelenmesi konusunda, Crans Montana’da sonuna kadar ısrarcı olduğunu savundu.

Fileleftheros gazetesinin Cransa Montana tutanaklarını ifşa etmesini yorumlamasının istenmesi üzerine Mavroyannis, bu tartışmanın bir parçası olmak istemediğini belirtirken, ne BM belgelerinin sızdırılmasının doğru olduğunu ne de kendisinin bu sızdırılan belgeleri yorumlamasının doğru olduğunu söyledi.

“Tutanaklardan ortaya çıktığı kadarıyla, Türk tarafının pozisyonunun, Türk askerinin Kıbrıs’ta kalması yönünde olduğu görülmektedir. Kıbrıs Rum tarafının iddiaları da bu pozisyonu teyit ediyor. Buna nasıl yanıt verirsiniz” şeklindeki bir soru üzerine Mavroyannis, “mutlak tevazu ve samimiyetle söylemek isterim ki- dört yıldır bunu tekrarlıyorum-Türkiye, Kıbrıs’ta belli  sayıdaki askerin Kıbrıs’ta daimi kalmasında ve nihai sonuca bağlı kalınmaksızın, çözümün uygulanmasından sonraki on yıl boyunca garantilerin kalıp kalmayacağı konusundaki tartışmanın ertelenmesinde ısrarlı oldu”.

“Crans Montana’daki yemekte, Kıbrıs Rum tarafınca reddedilen gayrıresmi bir belgenin sunulduğundan bahsedildiği, bu belgenin var olup olmadığı ve ne içerdiği” sorusu üzerine Mavroyannis, BM Genel Sekreter’in sunduğu, çözümünün uygulanması mekanizmasına ilişkin çalışma belgesinin görüşülmesini tek kabul edenlerin sadece Kıbrıs Rum tarafı ve Yunanistan olduğunu savundu.

“O zaman böyle bir belge var mı” şeklindeki soru üzerine Mavroyannis, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in 6 Temmuz 2017’deki yemeğin başında, görüşülmek üzere tek sayfalık, gayrıresmi bir belge sunduğunu, bunun da çözümün uygulanması mekanizmasıyla ilgili olduğunu ifade etti.

Mavroyannis, çözümün uygulanma mekanizmasına ilişkin anlaşmanın büyük öneme sahip olduğunu çünkü garantilerin ve müdahale haklarının kaldırılmasıyla ilgili Genel Sekreter’in,   6 maddede sunduğu yegane önkoşulun bu olduğunu belirtti.

Mavroyannis sözlerinin devamında, garantilerin kaldırılmasını isteyen kendilerinin, bu görüşmenin yapılmasını neden istemesin sorusunu sordu.

Mavroyannis bir başka soru üzerine Guterres’in sunduğu 6 maddeden ilkinin, çözümün uygulanması mekanizmasının varlığına bağlı olarak  garantilerin ve müdahale haklarının kaldırılmasını öngördüğünü, bu nedenle Guterres’in son yemekte, garantilerin kaldırılmasıyla ilgili önkoşulları karşılamak için uygun bir şekilde hareket ettiğini söyledi.

“TC Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun tavizler konusunda, Kıbrıs Rum tarafının bunları  değerlendiremediği  niyetinin bulunduğunu tespit edip etmediği sorusu üzerine Mavroyannis, akşam yemeğinden önce yaşadıklarının, anlaşmaya yakın olunduğuna dair bazı teyitleri kendilerine verdiğini, yemek boyunca BM Genel Sekreterin, herkesle stratejik anlaşma taslağı oluşturmaya çalıştığını ve garantilerin kaldırılmasından bahsederek başladığını, bunun üzerine Çavuşoğlu’nun “Türkiye’nin garantilerin kaldırılmasını kabul etmediğini” söylediğini savundu.
Mavroyannis, Çavuşoğlu’nun sürekli olarak bu “sloganı” kullandığını, kendilerinin istediği nihai sonucun ise “garantilerden ve işgal askerlerinden” kurtulmak  olduğunu söyledi.

Kendilerinin, askeri varlığın sonlandırılması maddelerinde ısrarlı olduğunu söyleyen Mavroyannis, bunların, Guterres’in sunduğu önerilerin mantığı olduğunu ancak aksi iddialara karşın, Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu’nun, Genel Sekreterin sunduğu çerçevedeki bu iki noktayı reddettiğini  savundu.

Mavroyannis, Genel Sekreterin bunun üzerine Çavuşoğlu’na “bir yanlış anlamanın bulunduğu, çünkü Türkiye’nin bunu teklif edecek durumda olmadığını anlamış olsa bile, bu tezi bütünlüklü paket içerisinde ortaya koyması durumunda, Türkiye’nin bunu kabul edeceğini anladığını” söylediğini belirtti.

Mavroyannis, Türkiye ile Genel Sekreter arasında bu anlaşmazlığın bulunduğunu söylerken bunun, konferansın sonlanmasına neden olduğunu savundu.

Bazı kişilerin neden hâlâ bugün Crans Montana’da kaçan fırsattan söz ettiğinin sorulması üzerine Mavroyannis,  Kıbrıs aidiyetli, özgür bir müzakere içerisinde ve kapsamlı bir yaklaşımla çözüme gerçekten hiç olmadıkları kadar, bir nefes uzaklıkta olduklarını, çözüme varıldığına inandıklarını belirtti.

Mavroyannis sözlerinin devamında ise “Türkiye, biraz daha hareket etseydi durumlar daha farklı olacaktı, Genel Sekreterin teklifini kabul etseydi, çözüme ilişkin yolu açacak stratejik anlaşmaya sahip olacaktık” ifadesini kullandı.
BM Genel Sekreterin, başarısızlığın sorumlusu Türkiye iken, raporunda neden her iki lidere sorumluluk yüklediği şeklindeki soru üzerine Mavroyannis, kendisinin bunu böyle okumadığını söyledi.

BM Genel Sekreteri’nin 28 Eylül 2017 tarihli raporuna atıfta bulunan Mavroyannis, garantör güçlere yönelik nihai başarısızlıkla ilgili iki liderin sorumluluğunu hiçbir yerde ayırmadığını belirtti.

Mavroyannis, Genel Sekreterin raporunda yer alan 26, 46 ve 19’uncu paragraflarında yer alan söylemleri  İngilizce olarak aktardı.

MARAŞ KONUSU
Mavroyannis, Maraş ile ilgili bir soru üzerine, Ersin Tatar’ın Kıbrıs Türk liderliğine seçilmesinin ardından bir çıkmaz içerisinde bulunmaya devam ettiklerini ileri sürdü.

Mavroyannis, Cumhurbaşkanı Tatar’ın, Türkiye ile uzlaşmayla, sürekli olarak iki devlete dayalı çözümü ortaya koyduğunu, bunun sadece bir talep olarak değil, müzakerelerin yeniden başlaması için bir önkoşul olarak da ortaya koyduğunu belirtti.

Kendilerinin diyaloğun konularını bulma çabalarına devam ettiğini söyleyen Mavroyannis, ancak Türk “uzlaşmazlığının” kötüleştiğini, Maraş ve deniz bölgelerindeki oldubittilerinin ise sürekli kötüleştiğini iddia etti.
Maraş’ta yapılmak istenenlere de atıfta bulunan Mavroyannis, Türklerin Maraş’ta “silindir” politikası güttüğünü ileri sürdü.

Çalışmaların sadece kapalı Maraş bölgesiyle ilgili olmadığını “liman, Saint Barnabas ve Salamis” üçgenini  kapsadığını ayrıca tüm bu bölgeden faydalanmak için UNFICYP’in Gülseren bölgesinden kovulmasını da içerdiğini iddia eden Mavroyannis, Maraş ve geniş bölgedeki yapılmak istenen çalışmalara atıfta bulunarak “Kıbrıs sorununun çözüm perspektifi ile birlikte Maraş’ın kaybedilmekte olduğunu” savundu.

Voice Kıbrıs Haber/TAK

Benzer Haberler

Başa dön tuşu