FeaturedKIBRISVOİ Özel Haber

Kıbrıslı Rum gazeteciler “Kıbrıs sorunundaki çıkmazın aşılması zor”

Kıbrıslı Rum gazeteciler, Cenevre’de yapılacak gayrı resmi Kıbrıs toplantısını öncesi değerlendirmelerde bulundu

Eleni Constantinou

Kıbrıslı Rum gazeteciler, Kıbrıs soruna çözüm bulma yönünde yaşanan çıkmazın,  Cenevre’de yapılması planlanan gayrı resmi Kıbrıs toplantısında aşılmasının zor olduğu görüşünde birleşti. 

Kıbrıs Rum Gazeteciler Birliği Başkanı George Frangos, Politis Gazetesi Müdürü Dionysis Dionysio ve Mega TV’den gazeteci Christos Georgiou, Voice of the Island’a konuşarak, beşli gayrı resmi toplantıyla ilgili değerlendirmelerde bulundu.

Frangos: Çıkmaz kolay aşılamayacak

Kıbrıs Rum Gazeteciler Birliği Başkanı George Frangos, Kıbrıs sorunundaki mevcut çıkmazın kolay aşılamayacağına işaret ederek, her iki tarafın çaba göstermesi gerektiğini kaydetti. Frangos, taraflar arasında önceki müzakerelerden elde edilen yakınlaşmaların ruhu varsa, Guterres çerçevesinin başlangıç zemini olabileceğini ancak şu anki şartlar altında Kıbrıs Türk liderliğinden kaynaklanan zorlukların ortaya çıkabileceğini ifade etti.

Dionysio: Birleşik bir Kıbrıs için vizyonlarını değil, korkularını paylaşmaya hazır insanları görüyoruz

Politis Gazetesi Müdürü Dionysis Dionysio, her iki tarafın 40 yıldır müzakerelere gölge düşüren maksimalist söylemlerine devam etmeleri halinde, Kıbrıs sorununun asla çözülemeyeceğini söyledi. Dionysio, bu durumda Kuzey Kıbrıs’ın, Türkiye’nin bir vilayeti haline geleceği, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin de çarpık ve tehdit altında bir devlet olarak kalacağı öngörüsünde bulundu. Dionysio, tarafların pozisyonlarında bir değişiklik olmadığına dikkat çekerek, “Bugün, Yeşil Hattın her yerinde, birleşik bir Kıbrıs için vizyonlarını değil, korkularını paylaşmaya hazır insanları görüyoruz” dedi.

Georgiou: Kıbrıs sorununu, Rauf Denktaş döneminden kalma politika ile tartışmaya açıldı

Gazeteci Christos Georgiou, Kıbrıs Rum tarafının, Crans  Montana sonrası dönemde, Kıbrıslı Türk Lider Mustafa Akıncı’yı tamamen zayıflatmaya özen gösterdiğini, bu politikanın Akıncı’nın devrilmesine, Tatar’ın seçimine ve  Kıbrıs sorununun, Rauf Denktaş döneminden kalma politika ile tartışmaya açılmasına neden olduğunu belirtti.  Georgiou, Kıbrıs Türk liderliğinin, etkin katılım mantığının ötesine geçerek, Kıbrıs’ta ayrılığa ve ikinci bir devletin kurulmasına yol açabilecek egemen eşitlikten söz ettiğini, bunun uluslararası toplum tarafından kabul edilmesinin imkansız olduğunu kaydetti. 

Kıbrıslı Rum gazetecilerin, Cenevre’deki gayrı resmi Kıbrıs toplantısı ile ilgili değerlendirmeleri şöyle: 

Kıbrıs Rum Gazeteciler Birliği Başkanı George Frangos: 5’li toplantıda dünya ortadan kaybolmayacak

Ölümcül bir şekilde, taban tabana zıt yaklaşımlar ve değerlendirmelerle uğraşıyoruz. Ancak, genelde olduğu gibi, aşırı pozisyonlar olayların gerçek tablosundan uzaktır. Önümüzdeki beşli toplantı, dünyanın kaderini belirlemeyecek, Kıbrıs’ı Türkiye’ye teslim etmeyecek ve Kıbrıs Cumhuriyeti için sonun başlangıcı olmayacaktır.

Aynı şekilde bugün de aranan çözüm şeklinin, yani iki bölgeli, iki toplumlu federasyonun, beşli toplantının sona ermesinin ardından, müzakere masasında kalacağına inanıyorum. Bunun ötesinde, yanlış umutlarımız olmamalı. Kıbrıs sorunundaki mevcut çıkmaz, kolay kolay aşılmayacaktır. Bizimkiler de dahil olmak üzere, her tarafın çaba göstermesi gerekiyor. Tüm muhataplar mektupta tutarlı görünüyorsa ve şu ana kadar Kıbrıs Rum ve Kıbrıs Türk tarafı arasında elde edilen yakınlaşmaların ruhu varsa, o zaman Guterres çerçevesi yeni bir müzakere için önemli ve umut verici bir başlangıç noktası olarak yeniden ortaya çıkabilir.

Kısacası, Crans Montana görüşmelerinden ayrıldığımız noktaya geri dönmek mümkün. Bu şartlar altında, zorluklar bizden değil, Sayın Tatar liderliğinden kaynaklanacak ve bu, BM’nin doğru şekilde olarak yorumladığı gibi, siyasi eşitliğe dönmemiz şartıyla olacak. Beşlinin önüne yeni veya yenilikçi bir fikir getirmenin özellikle uzak ihtimal olduğunu düşünüyorum. Her iki tarafın da güçlü bir şekilde destekleyeceği iki devletli senaryo bile, asla olmayacak bir şey,  ne BM’den ne de AB’den uygun bir zemin bulamayacaktır. Ya bir açığa yol açacak ya da iki tarafı birbirinden ayıran çıkmaz ve boşluğu teyit edecek bir süreç bizi bekliyor. Ancak borçlu olduğumuz bir şey var; o da vatanımızdır.

 Politis Gazetesi Müdürü Dionysis Dionysiou: İki toplum müzakerelerden tam olarak ne istediklerini netleştirmeden diyaloğa giriyor

İki toplum diyaloğa uluslararası baskı altında ve esas olarak müzakerelerden tam olarak ne istediklerini netleştirmeden giriyorlar.

Kıbrıs Rum tarafı bir kez daha siyasi eşitlik başlığına odaklanıyor ve Kıbrıslı Türklere Zürih-Londra Anlaşmaları kapsamında 1960’tan beri sahip oldukları hakları vermemekte ısrar ediyor. Bu tavrın arkasında, her zaman Kıbrıslı Türklerin bir azınlık olduğu ve yürütme gücüne katılım yoluyla hükümetin işleyişini engelleme hakkına sahip olmadıkları görüşü vardır. Kıbrıslı Rumların birkaç yıl içinde Kıbrıs’ın tamamını kontrol etmesini sağlayan “doğru içerikle” bir federasyon çözümü elde edilmesi görüşü ise arzulanan gizli bir tutumdur. Öte yandan Kıbrıslı Türkler, egemen eşitliğe yeni yaklaşımlarıyla, yürütme koluna etkin katılımlarıyla sınırlı olmayan siyasi eşitliklerini iddia ediyorlar, ayrılma hakkını talep ediyorlar. Gizli gündemleri, Türkiye’nin çözümden sonra bile Kıbrıs’ta söz sahibi olma hakkını içeriyor. Dolayısıyla Türkiye’nin arka kapıdan anlaşmaların düzenleyicisi olmasını istiyorlar.

40 yıldır müzakerelere gölge düşüren bu iki maksimalist söylem kaldırılmazsa, Kıbrıs sorunu asla çözülemeyecek. Kuzey Kıbrıs, Türkiye’nin bir vilayeti olacak ve Kıbrıs Cumhuriyeti çarpık ve tehdit altında bir devlet olarak kalacaktır. Kıbrıs sorununun çözümü için öncelikle iki toplumun Zürih-Londra anlaşmalarında kabul ettiği temeldeki devasa siyasi dayanağı aşmak gerekir. Her iki taraf anlaşmayı gönülsüzce imzaladılar. Kıbrıslı Rumlar bunu bölüme için bir durak, Kıbrıslı Türkler ise bölünme ve Türkiye ile taksim için bir durak olarak gördüler. Tartışma kültürü nasıl değişebilir? Acı varsayımlarla… Şimdiye kadar her iki tarafın pozisyonlarına bakılırsa böyle bir durum yok. Bugün, Yeşil Hattın her yerinde, birleşik bir Kıbrıs için vizyonlarını değil, korkularını paylaşmaya hazır insanları görüyoruz.

Gazeteci Christos Georgiou: Çıkmazı aşmak için belirli bir alan yok

Benim değerlendirmem, yakın zamana kadar ön planda yürütülen çabalarla ilgili temel pozisyonun, bugün bile geçerli olamayacağıdır. Kıbrıs sorununu çözmek için yapılan çeşitli girişimlerde, uzlaşmayla kaldırılmak üzere, ihtiyatlı bir iyimserliğin inşa edildiği belirli bir arka plan vardı. En azından son yirmi yıldır durum böyleydi. Birleşik Kıbrıs için çözüme çok yaklaştığımız ancak maalesef hedeflerdeki tek taraflılık düşüncesi nedeniyle uzlaşmaya varamadığımız dönem olmuştu.

Bugün Kıbrıs sorunundaki yeni çabalar ışığında işler tamamen değişti. Kıbrıs Rum tarafı, Crans  Montana sonrası dönemde, ülkenin birliği için gerçekçi ve uygulanabilir uzlaşmaya gitmeye hazır olan Kıbrıs Türk tarafındaki tek lideri ,Mustafa Akıncı’yı tamamen zayıflatmaya özen gösterdi. Akıncı, siyasi eşitlik konusunda sonuna kadar ısrar eden, Kıbrıslı Türkler için Federal Kıbrıs yönetimine etkin bir şekilde katılmasının yolunun bu şekilde olacağına inanan liderdi.

Ne yazık ki Nikos Anastasiadis’in politikası, Akıncı’nın devrilmesine ve Tatar’ın seçimine yol açmış ve pratikte Kıbrıs sorununu, Rauf Denktaş döneminden kalma politika ile bugün tartışmaya açmıştır. Kıbrıs konusunda son çabayı da Kıbrıs Rum tarafı yaptı, ancak bugün bile Kıbrıs Cumhuriyeti’ni kuran anlaşmalara dayanarak Kıbrıslı Türklere sahip olmaları gereken siyasi eşitliği kabul etmemekte ısrar ediyor. Şu anda bile Rum tarafı, Anastasiadis’in iki büyük partinin liderleri DISY ve AKEL’in baskılarına rağmen bu yönde net hareket etmeye hazır görünmüyor. Öte yandan, Kıbrıslı Rum lider, Guterres çerçevesinin altı maddeli çerçevesinin sağlam bir şekilde toz haline getirildiğinden emin olurken, çerçeveyi Mustafa Akıncı’nın önerdiği gibi bir çözüm için stratejik bir anlaşmaya dönüştürmeyi reddetti. Bu, madalyonun bir yüzü.

Öte yandan Kıbrıs Türk liderliği, etkin katılım mantığının ötesine geçerek, başka yönlere giden ve belirli koşullar altında Kıbrıs’ta ayrılığa ve ikinci bir devletin kurulmasına yol açabilecek “egemen eşitlik” ten söz ediyor. Bu, uluslararası toplum tarafından kabul edilmesi imkansız ancak sorunun zamanla çözülmesine izin veren bir reçete. 

Kıbrıs Rum Liderliği bu kez,  hem önceki görüşmelerde hem de neredeyse üç yıldır tek başına meydan okuduğu 2017 çerçevesiyle ortaya çıkacak. Bunu yapacak çünkü Tatar’ın “egemen eşitlik” etrafında masaya çeşitli formüller koyacağını biliyor. Antonio Guteres çerçevesinin, diyaloğu sürdürmek için bir temel olarak masaya dönmesi büyük bir sürpriz olur. 

Sonuçta, mevcut gerçeklere dayanan önümüzdeki çalışmalarda, Kıbrıs sorunundaki çıkmazı aşmak için belirli bir alan bulunmamaktadır.

Voice Kıbrıs Haber 2021

Benzer Haberler

Başa dön tuşu