“Söylemler, yargı bağımsızlığını zedelemeye yönelik”
Paylaş

Voice Kıbrıs Haber
Kıbrıs Türk Barolar Birliği'nden yapılan yazılı açıklamada BRTK Müdürü Meyrem Özkurt’a verilen hapislik cezası hakkında dünden itibaren cumhurbaşkanı, bakanlar kurulu üyeleri, meclis başkanı ve bazı milletvekilleri tarafından dile getirilen saptamaların anayasal sınırı ve eleştiri boyutunu aştığı kaydedildi.
Yapılan açıklama şu şekilde:
"2020 Cumhurbaşkanlığı seçimi sürecinde, Seçim ve Halk Oylaması Yasası’ndaki seçim yasakları kurallarına aykırı yayın yapma ve Yüksek Seçim Kurulu tarafından verilen karar ve tedbirlere uymama sebebiyle, BRTK Müdürü Meryem Çavuşoğlu Özkurt aleyhine bir dava açıldı. Özkurt aleyhindeki davayı kabul etti ve Mahkeme Yasa’da öngörülen sınırlar dahilinde 2 aylık bir hapis cezasına hükmetti. Mahkemelerce verilen kararların beğenilmemesi, eleştirilmesi ve bunlardan hoşnut olunmaması elbette ki mümkündür. Bu anlamda yargı da diğer devlet organları gibi dokunulamaz bir kutsallığa sahip değildir.
Bugüne kadar, özellikle kamuoyunu ilgilendiren pek çok dava hakkında çeşitli yorumlar, lehte veya aleyhte beyanlar olmuştur. Ancak bunun Anayasal bir sınırının olduğu gerçeği gözden kaçırılmamalıdır. Bu noktada Anayasa’nın özellikle 136. maddesinde düzenlenen “Mahkemelerin Bağımsızlığı” maddesinin ihlâl edilmemesi gerekir. Maddenin kendisi, uyulması gereken kuralları açıkça belirtmektedir:
“(2)Hiçbir organ, makam, merci veya kişi yargı yetkisinin kullanılmasında, mahkemelere ve yargıçlara emir ve talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz.
(3)Görülmekte olan bir dava hakkında, Cumhuriyet Meclisinde yargı yetkisinin kullanılması ile ilgili soru sorulamaz; görüşme yapılamaz veya herhangi bir demeçte bulunulamaz. Yasama ve Yürütme organları ile Devlet Yönetimi makamları, mahkeme kararlarına uymak zorundadır. Bu organ ve makamlar, mahkeme kararlarını hiçbir surette değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.”
Kıbrıs Türk Barolar Birliği olarak, dünden itibaren cumhurbaşkanı, bakanlar kurulu üyeleri, meclis başkanı ve bazı milletvekilleri tarafından dile getirilen saptamaların yukarıdaki anayasal sınırı ve eleştiri boyutunu aştığını endişe ile gözlemlemekteyiz.
Mahkeme kararının ardından; Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ın “yetkili mercilerin gereken adımları atacağına inanmaktayım”, Başbakan Ünal Üstel’in “bu çifte standart yaratan durumun ortadan kaldırılması için hükümetimiz gereğini yapacaktır”, Meclis Başkanı Zorlu Töre’nin “büyük bir üzüntü ve endişe ile takip ettiğimiz bu hadisenin bir an önce son bulması ve Sayın Özkurt’un yeniden özgürlüğüne kavuşması en büyük temennimizdir”, Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Erhan Arıklı’nın “bu durum hakimlerimizin seçilmesindeki kriterler konusunu bir kez daha gündeme getirmiştir”, Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu’nun “Türkiye KKTC birlikteliğine karşı alınmış bir karar olarak algılandı” şeklinde basına yansıyan sözleri, demokrasi ve hukuk devletinin en önemli ilkelerinden biri olan yargı bağımsızlığı ilkesine aykırıdır ve yargı bağımsızlığının vatandaşlar lehine sağladığı büyük güvenceyi sarsmaya ve/veya zedelemeye yöneliktir.
Bu gibi söylemlerin, ifade özgürlüğü çatısı altında değerlendirilemeyeceği de açıktır. Her hak, özüne dokumamak kaydıyla, belli sınırlamalara tabidir. Bu noktada, nasıl ki nefret söylemi gibi toplum içindeki belli kesimleri hedef haline getirip şiddete maruz kalmalarına neden olan ifadeler bu kapsam dışında tutulursa, yasama ve yürütme organlarının / üyelerinin yargılama süreçlerini etkileyen ve mahkemelere siyasi baskı / müdahale edilmesine neden olan açıklamaları da bunun dışındadır.
Unutulmamalıdır ki yargı bağımsızlığına ve yargıç güvencesine bu ülkede yaşayan herkesin ihtiyacı vardır ve bunu gözetip kollamak herkesten önce seçilmiş siyasetçilerin görevidir."
Benzer haberler
Featured
Üstel "Soruşturma başlatıldı, kaptan dahil 8 kişi gözaltına alındı"
Kıb-Tek Yönetim Kurulu Başkanı Uzun “Lefke’ye alternatif bir elektrik hattı oluşturmaya çalışıyoruz”
Erdoğan "Kıbrıs Türk halkına başsağlığı diliyorum, çalışmalar için devletimizin tüm imkanlarını seferber ettik"
Feribot faciasında can kaybı 8'e yükseldi, 17 kişiyi arama çalışmaları sürüyor
Gemiden kurtarılan 20'den fazla kişi Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi’nde
Erhürman "Geminin battığı bölgenin 514 metre derinlikte olması çalışmaları güçleştiriyor"
Yolcu gemisinin alabora olmasının ardından Taşucu Limanı'nda kriz masası kuruldu
Hristodulidis'ten Erhürman'a "Her türlü yardım sağlamaya hazırız"
Erhürman “Hepimiz kriz masasındayız. Önceliğimiz kayıp 23 kişiye ulaşmak”


