Kıbrıs Haber
Kıbrıs
English News
Dolar
Euro
Sterlin
SON DAKİKA
Koop-Sen'den grev uyarısı "Çalışanlar mağdur ediliyor" Üredi "Mesele evden eve fiber internet değil sürecin nasıl yürütüldüğüdür" Geleneksel İskele Festivali'nde yerli sanatçıkar sahne alacak Oyuncu Kamuran İnselel hayatını kaybetti Yüksekbaş “Önceliğimiz halkın refah seviyesini artırmak" Lefkoşa Belediye Orkestrası sezonu “Latin Konseri” ile tamamladı NATO Genel Sekreteri Rutte "Türkiye devasa savunma sanayii avantajına sahip" Sevgül Uludağ'ın cenaze töreni Kıbrıs Rum basınında geniş yer aldı Küçük Kaymaklı'da bazı sokaklarda asfaltlama çalışması yapılacak! Ertuğruloğlu “Annan Planı komplosu yeniden mi tezgahlanıyor?” ABD'de yapay zeka kaynaklı istihdam kaybı rekor seviyeye ulaştı Dimitriu "Yunanistan en muteber müttefikimiz” Mehmet Harmancı “Lefkoşalılara 4 yıl daha hizmet etmek onurdur” Güney'de doğal gaz üretiminin 2033 yılında başlaması öngörülüyor Karaoğlanoğlu Spor Oyunları ve Deniz Şenliği yarın başlıyor Guterres’e Kıbrıs için tam destek NASA ay üssü planları için yaklaşık 600 milyon dolarlık yeni sözleşme imzaladı 22. Kıbrıs Tiyatro Festivali 'Huysuz' ile final yaptı Şehir Planlama Dairesi Müdürlüğü’ne Osman Bora Çağakan atandı Yunanistan’da Selanik yakınlarında çıkan orman yangınında ölenlerin sayısı 2’ye yükseldi Koop-Sen'den grev uyarısı "Çalışanlar mağdur ediliyor" Üredi "Mesele evden eve fiber internet değil sürecin nasıl yürütüldüğüdür" Geleneksel İskele Festivali'nde yerli sanatçıkar sahne alacak Oyuncu Kamuran İnselel hayatını kaybetti Yüksekbaş “Önceliğimiz halkın refah seviyesini artırmak" Lefkoşa Belediye Orkestrası sezonu “Latin Konseri” ile tamamladı NATO Genel Sekreteri Rutte "Türkiye devasa savunma sanayii avantajına sahip" Sevgül Uludağ'ın cenaze töreni Kıbrıs Rum basınında geniş yer aldı Küçük Kaymaklı'da bazı sokaklarda asfaltlama çalışması yapılacak! Ertuğruloğlu “Annan Planı komplosu yeniden mi tezgahlanıyor?” ABD'de yapay zeka kaynaklı istihdam kaybı rekor seviyeye ulaştı Dimitriu "Yunanistan en muteber müttefikimiz” Mehmet Harmancı “Lefkoşalılara 4 yıl daha hizmet etmek onurdur” Güney'de doğal gaz üretiminin 2033 yılında başlaması öngörülüyor Karaoğlanoğlu Spor Oyunları ve Deniz Şenliği yarın başlıyor Guterres’e Kıbrıs için tam destek NASA ay üssü planları için yaklaşık 600 milyon dolarlık yeni sözleşme imzaladı 22. Kıbrıs Tiyatro Festivali 'Huysuz' ile final yaptı Şehir Planlama Dairesi Müdürlüğü’ne Osman Bora Çağakan atandı Yunanistan’da Selanik yakınlarında çıkan orman yangınında ölenlerin sayısı 2’ye yükseldi
Dolar
Euro
Sterlin

Libya tezkeresi TBMM Genel Kurulu'nda onaylandı

Paylaş
Facebook X LinkedIn Google News

Libya tezkeresi TBMM Genel Kurulu'nda onaylandı

TBMM Milli Savunma Komisyonu Başkanı ve AK Parti Sivas Milletvekili İsmet Yılmaz, "Libya tezkeresi"nin asıl amacının, Libya'da ateşkes ve istikrarın sağlanması olduğunu belirterek, "Tezkere, ateşkesin sağlanmasına katkıda bulunarak siyasi çözüm için uygun ortamı oluşturacaktır." dedi.

Yılmaz, TBMM Genel Kurulunda, Libya'ya asker gönderilmesine ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi üzerinde AK Parti Grubu adına konuştu. Libya'da Arap Baharı sürecinde Şubat 2011'de başlayan protestoların iç savaşa dönüştüğünü, NATO'nun krize müdahalesinin ardından yaşanan gelişmeler sonrasında 42 yıllık Kaddafi rejiminin çöktüğünü hatırlatan Yılmaz, daha sonra demokratik kurumların inşa edilmesine yönelik çabaların, artan silahlı çatışmalar nedeniyle akamete uğradığını ve ülkede parçalanmış bir yapının ortaya çıktığını söyledi. Libya'da barış ve istikrarın tesisi için Birleşmiş Milletler (BM) aracılığıyla ülkedeki tüm tarafların katılımıyla yürütülen ve yaklaşık 1 yıl süren Libya Siyasi Diyaloğu sonucunda, 17 Aralık 2015'te Libya Siyasi Anlaşması'nın imzalandığını dile getiren Yılmaz, bu anlaşma uyarınca oluşturulan Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti'nin, BMGK'nin 2015'te aldığı kararla Libya'yı temsil eden meşru hükümet olarak tanındığını anımsattı. Libya Siyasi Anlaşması'nda yeri bulunmayan ve bu kapsamda gayrimeşru olan sözde Libya Ulusal Ordusu'nun, 4 Nisan 2019'da başkent Trablus'u ele geçirmek ve Ulusal Mutabakat Hükümeti'ni devirmek amacıyla başlattığı saldırıların devam ettiğine dikkati çeken Yılmaz, "Sivilleri ve sivil altyapıyı hedef alan bu saldırılar, Libya'da insani durumu giderek kötüleştirmektedir. Çatışmalar ve istikrarsız durum, DEAŞ ve El Kaide gibi terör örgütlerinin eylemleri için uygun ortamın oluşmasına sebebiyet verdiği gibi Libya topraklarının veya kara sularının Akdeniz'e insan ve göçmen kaçakçılığında kullanılmasına da yol açmaktadır. Bütün bu gelişmeler, Libya ve Türkiye dahil bölge için tehdit oluşturmaktadır." ifadelerini kullandı. Gayrimeşru Libya Ulusal Ordusu'na bağlı unsurlarca Libya'da faaliyet gösteren Türk şirketlerinin, Libya'da yaşayan Türk vatandaşlarının ve Akdeniz'de seyreden Türk bandıralı gemilerin hedef alınacağı yönünde açıklamaların da yapıldığını hatırlatan Yılmaz, Libya Ulusal Ordusu'nun saldırılarının durdurulamaması ve çatışmaların yoğun iç savaşa dönüşmesi halinde Türkiye'nin gerek Akdeniz havzasındaki gerekse Kuzey Afrika'daki çıkarları olumsuz yönde etkileneceğini vurguladı. - "TÜRKİYE'NİN DESTEK ÇAĞRISINA SESSİZ KALMASI BEKLENEMEZ" Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti'nin, Libya'nın bütünlüğü ve istikrarına yönelik tehditler, DEAŞ, El Kaide başta olmak üzere terör örgütleri ile yasa dışı göç ve insan ticaretiyle mücadelede Türkiye'den askeri destek talebinde bulunduğunu belirten Yılmaz, "Kendisini Afro Avrasya ülkesi kabul eden Türkiye'nin tarihi, sosyal ve kültürel bağları bulunan Libya'nın destek çağrısına sessiz kalması beklenemez." dedi. Görüşülen tezkerenin, Libya'ya ilişkin TBMM'den yetki istenilen ilk tezkere olmadığını, 24 Mart 2011'de Libya'yla ilgili bir tezkerenin TBMM'nin gündemine geldiğini hatırlatan Yılmaz, Libya'daki şiddet ortamının sona erdirilmesini teminen BMGK'de alınan kararlar kapsamında, Libya'da istikrar ve güvenliğin yeniden tesisine yönelik katkıda bulunmak üzere Türk Silahlı Kuvvetlerinin yabancı ülkelere gönderilmesi ve bununla ilgili gerekli düzenlemelerin yapılması konusunda hükümete yetki verilmesine ilişkin tezkerenin Mecliste kabul edildiğini belirtti. Yılmaz, 2011'de Libya'da güven ve istikrarın yeniden tesisine katkıda bulunan Türkiye'nin, son gelişmeler de dikkate alındığında bugün Libya'ya destek vermesi gerektiğini vurgulayarak, "Bugün oylanacak tezkereyle Libya'ya sağlanacak destek hem uluslararası hukuka hem de BMGK kararlarına uygun olup Türkiye'nin Libya devleti ve halkıyla kurduğu tarihi ve kültürel geçmişinin de bir gereği olacaktır." diye konuştu. - "NE VİCDANA NE DE DEVLETLER ARASI İLİŞKİLERE SIĞAR" Libya'nın, 1780 kilometre sahil şeridiyle Orta Akdeniz'e hakim, Doğu Akdeniz için kritik öneme sahip olduğunu, doğal güzellikleriyle de birçok emperyal gücün ilgisini çektiğini söyleyen Yılmaz, şöyle konuştu: "Gayrimeşru bir gücün sivilleri, hastaneleri, okulları ve tüm altyapıyı hedef aldığı bir ortamda meşru Libya halkının temsilcisi Libya hükümetinin hayatta kalma ve halkını yaşatma mücadelesine bigane kalmamız ne vicdana ne de devletler arası ilişkilere sığar. İki ülke arasındaki ilişki tarihi dostluk ve güven esasına dayalı bir ilişkidir. Libya bizim için uzun tarihi ve kültürel bağlarımızın olduğu, deniz ülke sahası bakımından komşumuz olan, vefalı, dost bir ülkedir. 20. yüzyılın başlarında Gazi Mustafa Kemal'in, Libya halkının emperyalizmle mücadelesine verdiği destek halen hafızalarda yer almaktadır." “LİBYA'NIN 1974 KIBRIS BARIŞ HAREKATI SIRASINDA TÜRKİYE'YE VERDİĞİ DESTEK UNUTULAMAZ” Libya'nın 1974 Kıbrıs Barış Harekatı sırasında Türkiye'ye ABD ambargosu sürecinde verdiği desteğin unutulamayacağını dile getiren Yılmaz, "İki devlet ve halk bugüne kadar ortak tarih bilinciyle hareket etmiştir. Libya'nın meşru hükümeti ve halkı Türkiye'nin yardımını talep etmektedir. Bu tarihi dostluk ve vefa Libya'nın iç istikrarının ve barışının sağlanmasını teminen Türkiye'ye sorumluluklar yüklemektedir. Türkiye'nin milli menfaatleri için de bölgenin istikrarı ve uluslararası barış için Türkiye bugün Libya'ya destek olmalıdır." diye konuştu. Türkiye'nin, Libya'yla imzaladığı deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına ilişkin mutabakat muhtırasının, Türkiye'yi kendi kara sularıyla sınırlandırmaya çalışan, Antalya Körfezi'ne mahkum etmek isteyen Yunanistan'a ve onu destekleyen ülkelere karşı verilen önemli bir cevap olduğunu belirten Yılmaz, şunları söyledi: "Türkiye'nin ve Libya'nın Doğu Akdeniz'deki hak ve menfaatlerinin korunmasında, ülkemizle aynı hukuki bakış açısına sahip Libya'nın huzur ve istikrarı, bölgenin huzur ve istikrarıdır. O anlaşmaya destek olanların buna da destek olması gerekir. Libya yalnızca Türkiye'nin ulusal menfaatleri açısından değil bölgenin istikrarı ve uluslararası barış içinde hayati öneme sahiptir. Libya, Kuzey Afrika ve Sahra Altı Afrika'nın Akdeniz'e açılan kapısıdır. İstanbul'dan çıkan bir konteyner, Libya üzerinden Nijer'in başkenti Niamey'e 7 günde ulaşırken istikrar ve barışın olmadığı bir ahvalde, Libya'nın yer almadığı bir rotada İstanbul'dan çıkan bir konteyner, Süveyş Kanalı ve devamında Ümit Burnu'nu aşıp Benin üzerinden Niamey'e 70 günde varmaktadır. Bu örnek dahi Libya'nın Türkiye ekonomisi, bölge ticareti ve istikrarı için önemini göstermektedir. Düzensizliğin ve istikrarsızlığın devam ettiği Libya bugün Türkiye'nin mücadele ettiği DEAŞ gibi terör örgütleri için de barınma alanı olmaktadır. Türkiye, terörün kökünün kazınması için de Libya'ya destek vermelidir." Yılmaz, Türkiye'nin, dost ve vefalı Libya halkı ile onların temsilcisi Ulusal Mutabakat Hükümeti'nin resmi davetine cevap vermesi gerektiğinin altını çizdi. - "LİBYA'DA ATEŞKES VE İSTİKRARIN SAĞLANMASINA KATKI TEZKERESİ" Türkiye'nin hedefinin, Libya'daki siyasi sürecin başarılı şekilde nihayete erdirilmesi, Akdeniz ve Kuzey Afrika'da istikrarın bir an önce sağlanması olduğuna işaret eden Yılmaz, "Tezkerenin asıl amacı, Libya'da ateşkes ve istikrarın sağlanmasına katkı tezkeresidir. Tezkere, ateşkesin sağlanmasına katkıda bulunarak siyasi çözüm için uygun ortamı oluşturacaktır. Her alanda köklü ilişkilere sahip olduğumuz Libya'da ateşkes ve barışın tesisine yardımcı olmak üzere Ulusal Mutabakat Hükümeti'nin talebine olumlu yanıt verilmesi, ulusal çıkarlarımızla da uyumludur. " dedi. Meselenin, bir parti meselesinden çok ülke güvenliği, geleceği ve kazanımlarını ilgilendiren bir konu olduğunu söyleyen Yılmaz, şunları kaydetti: "Sorunları torunlara havale etmemek için bugün bizden bekleneni yapmalıyız. Misakımilli sınırlarının güvenliği sınırların ötesinde başlamaktadır. Teröre karşı mücadele her ülkenin hakkıdır, uluslararası hukuk da buna cevaz verir. Libya birilerine uzak gelebilir, Libya bizim deniz komşumuzdur. 'Libya'da ne işimiz var?' sözü dar bir bakış açısını ifade eder. 'Risk var.' diyorlar. Risk var diye hiçbir adım atmazsanız evlatlarınızı çok daha büyük risk ve tehditlerle karşı karşıya bırakırsınız. 'Dış politikada makas değiştirdi.' diyorsunuz, dış politikada 360 derecelik bir perspektifle politikamızı yürütüyoruz. Böyle olduğu için Afrin'de Rusya'yla, Barış Pınarı'nda Amerika'yla anlaşabilme başarısını göstermiş bir ülkedir Türkiye. Tezkerenin adının geçmesi bile bölgede farklı bir hava estirmeye yetmiştir. Bugüne kadar Trablus'u ele geçirmeye çalışan gayrimeşru güçlere destek verenler, şimdi Libya'da siyasi bir çözümün olmazsa olmaz olduğunu ifade etmektedirler. Bu dahi tezkerenin olumlu neticelerinden biridir." DESTİCİ BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, Libya'ya asker gönderilmesine ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi hakkında, "Herkes tüm askeri varlıklarıyla bu coğrafyadayken bizim yüzümüzü başka tarafa dönerek ıslık çalmamız sadece bizim geleceğimizi başkalarının insafına bırakmak olacaktır." dedi. TBMM Genel Kurulunda, Libya'ya asker gönderilmesine ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi üzerinde konuşan Destici, Libya'da yaşananların bir iç savaş boyutunu çoktan aştığını söyledi. Libya'da Suriye'de olduğu gibi vekalet savaşlarının sürdürüldüğünü, meşru hükümete karşı savaşanların kendilerini silahlandıran uluslararası güç odaklarının menfaatlerinin takipçiliğini yaptığını belirten Destici, şöyle konuştu: "Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti kendi kaynaklarını değerlendirebilecek konumdadır. Türkiye'nin stratejik ortak olarak Libya'daki varlığı, Libya halkını hiçe sayarak hesap yapanları rahatsız etmiştir.  Türkiye insani gerekçelerle, enerjide dışa bağımlı görüntüsüne son vermek için de bu tip hamlelere mecburdur. Bugün emperyalist ülkeler binlerce kilometrelik mesafelerden içinde bulunduğumuz coğrafyaya neden geliyorlar? Buralara demokrasi getirmek için mi? Niye burada olduklarını hepimiz biliyoruz. Herkes tüm askeri varlıklarıyla bu coğrafyadayken bizim yüzümüzü başka tarafa dönerek ıslık çalmamız, geleceğimizi başkalarının insafına bırakmak olacaktır. Bugün Türkiye'nin Libya'daki varlığına karşı çıkanlar, Türk ve İslam topraklarını işgal edip yağmalayanlardır." "STRATEJİK VE JEOPOLİTİK ANLAMDA KKTC'DEN SONRA MEVZİ TABİR EDİLEBİLECEK YEGANE ÜLKE LİBYA'DIR” Destici, Doğu Akdeniz'de kurulan Yunanistan, İsrail ve Mısır ittifakına bir alternatif oluşturmamanın ağır bedeli olacağını ifade ederek, "Stratejik ve jeopolitik anlamda KKTC'den sonra mevzi tabir edilebilecek yegane ülke Libya'dır. Bu nedenle imzalanan anlaşma çok önemlidir. Meşru Libya hükümeti, emperyalistlerin kuklası Hafter güçleri karşısında zor günler geçirmektedir. Türkiye için BM tarafından tanınan resmi hükümete destek olmak önemli bir görev ve sorumluluktur." diye konuştu. - "BU VEBALE ORTAK OLMAYI DÜŞÜNMÜYORUZ" Saadet Partisi Konya Milletvekili Abdulkadir Karaduman da Türkiye adına hayati meseleler görüşülürken dikkat edilmesi gereken en önemli hususun istişare olduğunu söyledi. Karaduman, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'nun Libya tezkeresi hakkında siyasi parti liderlerine yaptığı bilgilendirme ziyaretini önemli bulduklarını ancak Saadet Partisi'nin ziyaret edilmediğini anımsattı. Libya'yı içinde bulunduğu duruma düşüren sebeplerin tartışılması gerektiğini dile getiren Karaduman, şunları kaydetti: "Sadece Libya'yı değil, Irak, Suriye ve Yemen'i bölüp parçalayan sebepleri de istişare etmek zorundayız. ABD'nin Büyük Ortadoğu Projesi kapsamında kaç ülke parçalandı, kaç masum katledildi ve kaç insan mülteci konumuna düşürüldü? Bunlar ayadınlatılmadığı sürece atılacak adımların hangi amacı gerçekleştirmek için atıldığını bilmek mümkün değildir. Kıbrıs Barış Harekatı'nda dünya bize sırtını dönmüşken lojistik destek veren Libya yanlış politikalar sonucu istikrarsızlık ve çatışma ülkesi haline gelmiştir. NATO'nun Libya'yı parçalamasına giden yolu sizin izandan yoksun politikalarınız açmış oldu. Nitekim NATO uçakları İzmir'den havalanıp Libya'yı bombaladı. Neticede farklı gruplar arasında yıllarca sürecek bir çatışma da başlamış oldu. Tıpkı Irak'ta ve Suriye'de olduğu gibi. Ortadoğu ve İslam coğrafyasının parçalanmasına giden yolda birer yolcu olmaktan öteye ne yazık ki geçilemedi." Ara bozuculara karşı arabuluculuk rolü üstlenilmesi gerektiğinin altını çizen Karaduman, "Coğrafyamızda yeni bir savaş ortamı oluşturulmak istenen küresel oyunlara karşı uyanık olunmalıdır. Bölgemizde yaşanacak yeni bir sıcak çatışma Müslümanlara değil, böl, parçala, yut politikasını uygulayan küresel güçlere hizmet edecektir. Kahraman olma hayalleriyle atılacak hiçbir adımın bu coğrafyaya huzur getirmediği açıktır. Yapılacak yanlışların vebali iktidarın omuzlarında olacaktır. Biz bu vebale ortak olmayı kesinlikle düşünmüyoruz." diye konuştu. Türkiye İşçi Partisi Genel Başkanı ve İstanbul Milletvekili Erkan Baş da ilkesel olarak, herhangi bir ülkenin başka bir ülkeye dönük her tür askeri operasyonuna karşı olduklarını ifade etti. Tüm savaş yanlısı politikaları reddettiklerini ifade eden Baş, şunları söyledi: "Aslında iktidar ülkemizi emperyalizme daha bağımlı hale getiriyor. Tarihin gördüğü en Amerikancı iktidar ile karşı karşıyayız. Hepimiz biliyoruz ki Adalet ve Kalkınma Partisi'nin Libya'ya katkısı insani değildir. Buradan bir uyarıda bulunuyorum; Mustafa Kemal'i taklit etmeye çalışırken sonunuz Enver Paşa'ya benzeyecek, o maceracı eğilimlerle ülkeyi bir yıkıma doğru sürükleyeceksiniz. Burada söz konusu ülkenin evlatlarıdır. Hükümetin uyguladığı tezkereler haklı tezkere değildir. Siz Ankara'da Libya askeri görmek ister misiniz?" - "ANLAŞMAYI ÖNEMLİ BULUYORUZ AMA..." Demokrat Parti Genel Başkanı ve Afyonkarahisar Milletvekili Gültekin Uysal ise uzun yıllara dayanan dış politik tercihlerdeki yanlışlıklar neticesinde önlerinde bir Libya tezkeresinin bulunduğunu belirtti. Bugün çok aktörlü, çok bilinmeyenli, yerel dinamikleri itibarıyla çok karmaşık bir uluslararası krizle ilgili değerlendirmenin yapıldığını savunan Uysal, şöyle konuştu: "Birey olarak insanlar hata yapar ama devletlerin hata yapma lüksü yoktur. Bugün, ülkede öğrenme maliyetinizin bedelini Türk milleti ödemektedir. Üç yüz senelik ömrümüz yok ki sizin deneme yanılma metoduyla öğrenmenize tahammül edelim. İşte, böyle bir dönemde 'Bana güven, gerisini merak etme sen.' anlayışı içerisine sıkıştırılmış bir anlayış içerisinde bu değerlendirmeleri yapıyoruz. Meseleyi tane tane izah etmek, kamuoyunu, muhalefeti bilgilendirmek dururken 'hayır' diyene 'hain' deme hasletleri ve bu konudaki maharetleri dolayısıyla bugünkü iktidar sahipleri kimseye bir şey anlatmak zorunda hissetmemektedir. 'Libya'da ne işimiz var' demiyoruz, anlaşmayı önemli buluyoruz ama müzakere metni açık olmayan bir dönemde böyle bir sorumluluğa ortak olmak istemediğimizi beyan ediyorum." ÖZKOÇ CHP Grup Başkanvekili Engin Özkoç, "Libya tezkeresi" görüşmelerinin yapıldığı TBMM Genel Kurulunda şahsı adına söz aldı. Mecliste tezkereye 10 siyasi parti temsilcisinden 7'sinin "hayır", 3'ünün "evet" dediğini belirten Özkoç, iktidarın, ülkenin değil kendi çıkarları için birçok ciddi hata yaptığını ve bunun bedelini 18 yıldır masum insanların ödediğini ileri sürdü. İktidarın, Suriye'de Barış Koridoru'nun kurulmasına yönelik çalışma yaptığını açıkladığını ancak ülke toprağını terk ettiğini vurgulayan Özkoç, sözlerini şöyle sürdürdü: "PYD ve YPG'nin Türkiye'den taş atma mesafesinde bulunan Kobani'deki, Kamışlı'daki tüm idari yapılanması ise yerli yerinde hala duruyor. İdlib'de kurulan 12 Türk gözlem noktasından şu anda 8'i vahim durumda. 9. gözlem noktasında Mehmetçik, Esad ordusu tarafından kuşatılmış durumda. Daha acı olanı Mehmetçiğin 9. gözlem noktasında korumasını Rus askeri polisi üstlenmiş durumda. İdlib'de 2 gözlem noktası daha aynı duruma düşmek üzere. Biz size bunun için mi tezkere izni verdik?" Özkoç, iktidarın "yanlış ve beceriksiz" dış politikasının Türkiye'nin 4 milyon Suriyeli göçmeni barındırmasına neden olduğunu öne sürerek, "Olan Suriye topraklarında şehit düşen evlatlarımıza ve evine ateş düşen annelerimize, babalarımıza oldu. Kendinizce en büyük başarınız; göçmenleri Avrupa'ya karşı tehdit olarak kullanma başarınızdır. Yine insanların yaşamı üzerinden pazarlık yürütüyorsunuz. Çünkü elinizde başka güç kalmadı." diye konuştu. - "BİR İÇ SAVAŞTA DAHA TARAF OLMAK İSTİYORSUNUZ" Engin Özkoç, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'de sıkıştığını savunarak, şunları kaydetti: "Siz, Rauf Denktaş'ı itibarsız hale getirmeye çalışırken, Kuzey Kıbrıs dış politikasında çuvallarken, Doğu Akdeniz'de Rum ve Yunan kol kola cephe oluşturdu. Türkiye'nin haklı deniz egemenlik davasında bizi tek başımıza bıraktırdınız. Şimdi mecbur kaldığınız için iç savaşın yaşandığı Libya'ya asker göndermeyi son çare olarak görüyorsunuz. Ve bir iç savaşta daha taraf olmak istiyorsunuz. Ne uğruna? Mehmetçiğin canı uğruna. Yüzbinlerce Müslüman'ın birbirini katletmesi, evsiz, yurtsuz kalması uğruna. Ülkemize yeni göçmenlerin göç etmesi uğruna. ABD, Rusya, Mısır, Avrupa, Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudilerle karşı karşıya gelme uğruna. Bizim sizin diplomasiden yoksun, yanlış dış politikanıza verecek bir tek Mehmetçiğimizin canı asla yoktur." Türkiye'nin milyonlarca yeni göçmeni kaldırmaya sabrı, yeni bir maceraya atılma gücü olmadığını belirten Özkoç, "Libya'da gözü dönmüş emperyalist güçlerin tek bir derdi var, o da petrol. Petrol için Ortadoğu'yu ateşe verdiler, milyonlarca Müslüman'ın kanını akıttılar, çocukları katlettiler, kadınlara tecavüz ettiler, ülkeleri parçaladılar. İşte bu projenin başkanı Amerika, eş başkanı Recep Tayyip Erdoğan'dır. Amerika Libya'yı bombalayıp Müslüman lider Kaddafi'yi öldürmek için emir verdiğinde binlerce masum Libyalı'nın ölmesini umursamadan uçakların Türkiye'den kalkmasına izin verdiniz. Nasıl yüzünüz kızarmıyor?" ifadelerini kullandı. Türkiye'nin, tezkerenin kabul edilmesi halinde, kardeşin kardeşi öldürdüğü Libya'da taraf olacağını ileri süren Özkoç, "Müslüman kanı akıtmaya hala doymadınız mı? Emperyalistlerin maşası olmaktan kurtulamıyor musunuz? Yürütemediğiniz diplomasi, yanlış dış politikanız için Mehmetçik daha ne kadar bedel ödeyecek?" sorularını yöneltti. Özkoç, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'de yalnız kaldığını da iddia ederek, şöyle devam etti: "Sizin bugün masaya koyduğunuz; bu ülkenin iç savaşa taraf olmasıdır. Daha önce Suriye'de, Mısır'da taraf oldunuz, kaybettiniz, Türkiye de kaybetti. İki ülkeyle de diplomatik bağımız yok, büyükelçilerimiz yok. Libya ile Münhasır Ekonomik Bölge anlaşması yapmak, CHP de destek verdi, doğrudur. Ancak bu diplomatik kazanımı korumanın yolu; iç savaşa taraf olmak değildir. Bu diplomatik kazanımı yine, diplomasi yoluyla güçlendirmek gerekir." - "YENİ BİR YANILGIYA TAHAMMÜLÜMÜZ YOK" CHP'li Özkoç, Libya'da, BM'nin de tanıdığı bir ulusal hükümet bulunduğuna işaret ederek, iç savaşın sona erdirilmesi ve akan kanın durdurulması için BM Barış Gücü'nün vakit geçirmeksizin Libya'ya gönderilmesine ön ayak olunması gerektiğini söyledi. Türkiye'nin bölgede istikrarın sağlanmasına katkı vermesini isteyen Özkoç, "Diplomasi önerilerine kulak tıkayarak iç savaşta taraf olmak Türkiye gibi, bölgesinde güçlü bir ülkenin tek çaresi olamaz, olmamalıdır. Çocuklarımızı, ülkemizi, sonucunu öngörmediğiniz bir iç savaşın tarafı haline lütfen getirmeyelim. Arap çöllerinde yitirebileceğimiz tek bir evladımız yok. Bugüne kadar iddialı olduğunuz birçok konuda yanıldığınızı ve aldatıldığınızı kendi ağzınızla itiraf ettiniz. Çocuklar üzerinden yeni bir yanılgıya tahammülümüz yok." diye konuştu. Özkoç, iktidarın diplomasisi bulunmadığını, pazarlık yaptığını iddia ederek, "Doğu Akdeniz'de sıkıştığınız için mi Libya'ya gitmeye kalkıyorsunuz? Yoksa es- Serrac 'gel benim Jandarmalığımı yap, karşılığında sana Akdeniz'de bir yer açayım.' dedi, onun için mi asker göndermeye kalkıyorsunuz?" dedi. Engin Özkoç, Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün Nutuk'ta "Yemen çöllerinde kavrulup, yok olan Anadolu evlatlarının sayısını biliyor musunuz?" diye sorduğunu aktararak, "Yüzyıl sonra annelerimize yeni Yemen türküleri yaktırmayın. Mehmetçiğimizi Libya çöllerinde helak ettirmeyin. BM üzerinden barış koridoru önerimizi dikkate alın. Bu yanlışa, bu tezkereye CHP olarak biz 'hayır' diyoruz. Bedelini Mehmetçiğin canı ile ödeyeceği bu karara kesinlikle 'hayır' diyoruz." ifadesini kullandı. - "TEZKERE, BİR MEYDAN OKUMADIR" AK Parti Grup Başkanı Naci Bostancı da Libya tezkeresinin, iktidarın değil, Türkiye'nin, mazlumların ve uluslararası hukuka yaslanan insanlığın çıkarlarını amaçladığını vurguladı. Atılacak her adımın hesabı olduğunu belirten Bostancı, "Bugünkü tezkere, Türkiye'yi Alanya'nın sahil şeridine gömmek isteyen iradeye karşı bir itirazdır, bir meydan okumadır." dedi. Bostancı, Genel Kurulda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a sürekli laf atıldığına değinerek, "Nereye baksalar Sayın Erdoğan'ı görüyorlar. Bu da bunlara yeter." ifadesini kullandı. Konuşmaların ardından TBMM Başkanı Mustafa Şentop, Libya'ya asker gönderilmesine ilişkin tezkereyi Genel Kurulun oyuna sundu. Libya'ya asker gönderilmesine ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi TBMM Genel Kurulunda 184 ret oyuna karşı 325 oyla kabul edildi. Bu arada Danışma Kurulu önerisine göre, Genel Kurul gelecek hafta çalışmalarına ara verecek. Genel Kurulda daha sonra Kamu Denetçiliği Kurumu Raporu hakkında Dilekçe Komisyonu ile İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu üyelerinden kurulu Karma Komisyon Raporu'nun görüşülmesine geçildi. Meclis Başkanvekili Süreyya Sadi Bilgiç'in başkanlık ettiği oturumda, siyasi parti grupları adına konuşmalara başlandı. TURAN AK Parti Grup Başkanvekili Bülent Turan,  "Libya tezkeresi"nin, TBMM Genel Kurulunda, AK Parti, MHP ve BBP'nin 325 oyuyla kabul edildiğini belirterek, "İsterdik ki tüm partiler bu önemli tezkereye destek olsun. Bugün tezkereye 'hayır' diyen muhalefetin durumu bir kez daha bizlere dostlarımızı görmemize ve safların netleşmesine vesile oldu." dedi. Turan, AA muhabirine, TBMM Genel Kurulunda kabul edilen Libya'ya asker gönderilmesine ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresinin oylama sonuçları ile ilgili değerlendirmelerde bulundu. "Libya tezkeresi"nin, AK Parti, MHP ve BBP'nin 325 oyuyla kabul edildiğini dile getiren Turan, "İsterdik ki tüm partiler bu önemli tezkereye destek olsun." dedi. Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum Kesimi ve İsrail'in, bugün Akdeniz'de doğal gaz boru hattı anlaşması imzaladığına dikkati çeken Turan, Türkiye'nin Libya ile anlaşmalarının ve tezkerenin öneminin, zaman geçtikçe çok daha iyi anlaşılacağını belirtti. "Mülteci mezarlığına dönüştürdükleri Akdeniz'de bizi de hedeflerimizden uzaklaştırmaya çalışıyorlar." diyen Turan, Akdeniz'e sınırı olmayanların at koşturduğu yerde, kimsenin Türkiye'yi hedeflerinden, gelecek adımlarından alıkoyamayacağını vurguladı. Turan, "Akdeniz'in her noktasında varız, var olmaya da devam edeceğiz. Suriye'nin kuzeyinde 8 yıldır kurdukları düzeni nasıl bozduysak Akdeniz'de planladıkları düzeni de anlaşmalarla, tezkereyle bozuyoruz." diye konuştu. Libya hamlesinin, planları bozmanın yanı sıra Türkiye'nin önemli bir Akdeniz planı olduğunu ortaya koyduğuna dikkati çeken Turan, "Artık Türkiye defans yapan değil, oyunu karşı sahada oynayan bir ülke konumda. Yüzyılların güç haritaları altüst oluyor. Bunlardan gurur duymak gerekir. Bugün tezkereye 'hayır' diyen muhalefetin durumu bir kez daha bizlere dostlarımızı görmemize ve safların netleşmesine vesile oldu. Tüm siyasi partileri, siyasi ayrım yapmaksızın yekvücut halinde milli konularda, ülkemizin gelişiminde, Türkiye'nin büyümesinde destek olmaya davet ediyoruz." ifadelerini kullandı. (AA)

Benzer haberler

Türkiye
Oyuncu Kamuran İnselel hayatını kaybetti 2026-07-01 13:53:32 NATO Genel Sekreteri Rutte "Türkiye devasa savunma sanayii avantajına sahip" 2026-07-01 13:36:09 Türkiye Dışişleri Bakan Yardımcısı Bozay, Khassim Diagne ile görüştü 2026-06-30 18:06:47 Özel "Biz partimizdeyiz ama yeni bir yürüyüşün, yeni bir yaklaşımın içindeyiz" 2026-06-29 22:30:32 Kallas, Kos ve Brunner yarın Türkiye’yi ziyaret edecek 2026-06-29 13:52:28 Yeşilçam'ın usta ismi son yolculuğuna uğurlanıyor 2026-06-28 11:40:06 Erdoğan ”CHP'nin içindeki dış mihraklardan kurtulması hayırlı olacak” 2026-06-27 14:56:12 Kadir İnanır hayatını kaybetti 2026-06-26 18:36:01 TC MSB “Kıbrıs Türk halkının haklarını yok sayan hiçbir girişim kabul edilemez" 2026-06-25 13:33:00