KTÖS'ten KGS sınavı ile ilgili açıklama
Paylaş

Voice Kıbrıs Haber
Kıbrıs Türk Öğretmenler Sendikası (KTÖS), dün yapılan Koleje Giriş Sınavları (KGS) ile ilgili açıklama yaparak eleştirilerde bulundu.
KTÖS Eğitim Sekreteri Burak Maviş yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi: "Kolejlere giriş ile ilgili çoktan seçmeli sınavın ilk oturumu gerçekleşti. Çocukları yarıştıran bu sistemin kazananı olmayacağı gibi, çocukları, öğrencileri ve okulları başarılı/başarısız diye ayrıştıracaktır. Çocukların ilgi, yetenek, beceri ve potansiyellerine göre değerlendirilip, yönlendirilmesi gerektiğini arzu ettiğimizi belirtir, 2019-2020 eğitim öğretim yılı için Eğitim Bakanlığı’na bu yanlış uygulamadan vazgeçmesi için çağrımızı yineleriz. Çocuk psikolojisi ve pedagojisine göre kullanılan çoktan seçmeli testlerin, öğrencilerin belli bir konu üzerinde düşünme, düşündüklerini yazılı ve sözlü olarak ifade etme, yaratıcılıklarını ortaya koyma, eleştirel düşünme, yorumlama, çözümleme ve konu üzerinde değerlendirmelerde bulunmasına olumsuz etki etmektedir. Kolej giriş sınavları eğitimde yozlaşmaya neden olmakta, öğretmenliği teknisyenliğe çevirmekte, aileleri yanlış tutumlar içine sürüklemekte ve çocuklara telafisi mümkün olmayacak ölçülerde travmalar yaşatmaktadır. Çocukların % 84’ü kayıt hakkı kazanamayacak! İlkokul 5. Sınıflarda çağ nüfusu 3700 (3218/kamu okulları)civarındadır. Kolej sınavlarının ilk oturumuna 2107 öğrenci kayıt oldu. Yarışmacı sınav sonucunda, Haziran ayında 595 öğrenci kolejlere kayıt hakkı kazanacak. Çağ nüfusunun % 57’si sınava kayıt yaptırırken, sınava kayıt yaptıranların %28, çağ nüfusunun %16’sı kolejlere kayıt hakkı kazanabilecek. Buna göre %84 öğrenci kolejlere kayıt hakkı olmamasına rağmen, bir fiil bu yarışın stresini sınıfları içinde hissetmektedir. Şu an ki sistem çoğunluğun ilgi, beceri ve yeteneklerini görmezden gelerek, %16’nın kayıt hakkı kazanabileceği çoktan seçmeli sınavlara endekslenmiştir. Kolejlerin temel amacı yabancı dil öğretimi olmalıdır Kolejlerin kuruluş felsefesi yabancı dil öğretimi ve 3. Dünya ülkelerine öğrenci göndermek maksatlı olmasına rağmen dayatma bir felsefe ile açılan İlahiyat koleji ve sistem içerisinde oluşturulan “ÖSYS” sınıfları bu felsefenin dışına çıkarak kolej eğitim programlarının hedefini anlamsızlaştırmıştır. V. Eğitim şurasında alınan kararlar doğrultusunda ilahiyat kolejinin programı laik ve bilimsel bir anlayışa dönüştürülmeli ve “ÖSYS” sınıfları uygulamasından vazgeçilmelidir. Yabancı dil öğretimi, tüm okullar içinde takip edilen bir eğitim programına dönüştürülmelidir. Çocuklar psikolojik, aileler ekonomik olarak yıpranmaktadır Kolej giriş sistemi aileleri ekonomik olarak yıpratmakta, öğrenci nüfusunun 1/7’sinin faydalanabileceği bir sisteme milyonlar akıtmaktadırlar. Dershanelere ve özel derslere giden öğrenci oranın 1500 ile 2000 arasında olduğu belirtilmektedir. Yıllık dershane ücretlerinin 6000 TL olduğunu gerçeğinden hareket edersek toplamda 9 milyon ile 12 milyon arası bir rant piyasası oluşmuştur. Taşımacılık ve yemek hizmeti ile bu rakam 15 milyona ulaşmaktadır. Bu rakamın sadece 5. Sınıf öğrenci ailelerinin cebinden çıktığını düşünürsek, kolejlere ön hazırlık yapan 3. Ve 4. Sınıf öğrencileri, A-Level, IGCSE, GCE’lere hazırlananlar, ek özel ders alanlar, Grade’lere hazırlananlar ve üniversiteye hazırlananları da hesaba katarsak, özel derslere harcanan miktarların korkunç boyutlara ulaştığını ve kayıt dışı ekonominin bir parçası olduğunu görürüz. Kolej giriş sistemine alternatif olabilecek olan V. Eğitim Şurası’nda alınan kararlara dikkat çekmek istiyoruz: “Öğrencilerin yönlendirilmesi; toplumsal ihtiyaçları da gözetecek şekilde değişen ve gelişen yaşam şartlarında bireyin çevresi ve olanakları hakkında bilgi edinmesi, kendisini tanıması ve geleceğini planlaması için doğru kararlar vermesine yardımcı olacak ilgi, istek ve becerileri esasına göre yapılmalıdır. Bu esas kapsamında öğrencilerin yönlendirilmesi şu temel ilkelere göre düzenlenmelidir:- Yönlendirme, tüm öğrencileri kapsayacak şekilde olmalıdır.
- Yönlendirme, öğrencinin okula ve topluma uyumunu sağlamakla başlayıp, onun eğitimini bilinçli bir çizgide sürdürmesini hedefleyen, geleceğini belirleyecek meslek seçimine kadar varan geniş bir yelpazeyi içermelidir.
- Yönlendirme, rehberlik hizmetinin ayrılmaz bir parçası olarak kabul edilip okul öncesinden başlayarak tüm eğitim kademeleri boyunca devam eden bir süreçtir. Bu kapsamda okul öncesi ve ilkokullar da dahil olmak üzere tüm öğretim kademelerinde Psikolojik Danışman ve Rehber’lerin görev alması sağlanarak rehberlik hizmetleri güçlendirilmelidir.
- Yönlendirme,ülke sınırları ile sınırlandırılmadan,ülkemizin yaşaması muhtemel her türlü değişim ve gelişim dikkatle izlenerek ulusal ve uluslararası düzeyde ortaya çıkabilecek gelişmeleri dikkate almalıdır.
- Öğrenciyi merkeze alan ve onunla ilgili her kesimin ortak anlayışını içeren demokratik ve insancıl bir yapıda olmalıdır.
- Yönlendirme; akademik, zihinsel, sosyal ve psikolojik yönlerinden hiçbirini ihmal etmeden, öğrenciyi tüm yönleriyle tanımayı ve geliştirmeyi amaçlamalıdır.
- Yukarıda belirtilen “yönlendirme” ilke ve esaslarından hareketle öğrencilerin kademeler arasında geçişlerinde; yarışmacı bir anlayışla yürütülen müfredat odaklı sıralama sınavları yerine, beceriye dayalı düzey belirleme amaçlı çok boyutlu ölçme-değerlendirme teknikleri ile toplanan bilgilerin kullanılması sağlanmalıdır.”
Benzer haberler
Featured
Eski Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda “Resmin Kamusal Hafızası” adlı sergi açıldı
Damla Soyalp, CTP’nin Gönyeli-Alayköy Belediyesi başkan adayı oldu
Baybora "Rahat uyu Yaşar Hocam, açtığın bu onurlu yolda mücadele etmeye devam edeceğiz"
DAÜ Uluslararası Yaz Okulu başlıyor
Denktaş “AB, Kıbrıs konusunda tarafsızlığını yitirmiştir”
Ağrotur’a üç Airbus H145 Jupiter HC Mk2 helikopteri konuşlandırıldı
Politis "Hristodulidis hükümetini destekleyen siyasi güçler geçiş noktalarının kapatılmasını istiyor"
Savaşan “Doğalgazın uluslararası pazarlara taşınabilmesinin önü açılacak”
İspanya'da büyük felaket: Ölü sayısı 12'ye yükseldi



