Kıbrıs Haber
Kıbrıs
English News
Dolar
Euro
Sterlin
SON DAKİKA
Nijerya Ebola salgını nedeniyle yüksek alarm durumuna geçti Guterres "Tahrip olmuş ve sağlıksız bir gezegende kalkınma olamaz" Dev El Nino: 6 ay içinde 450 binden fazla ölüm öngörülüyor Döviz piyasalarında günün son rakamları (23 Eylül 2026) İran Cumhurbaşkanı, BM Genel Kurulu'nda "diplomasiye hazırız ancak savaştan korkmuyoruz" mesajı verdi 23 bin yıllık ayak izleri: İlk insanlar dev mamutlarla birlikte yürümüş Borsa günü yüzde 0,40 değer kazanarak tamamladı Gazimağusa'da robotik ve yazılım tanıtım etkinliği düzenleniyor Yeltekin “Haber ihbar kabul edilip, soruşturma açılmalı” Üstel "Sağlıkta devrim yarattık” Başçeri "Türkiye, KKTC’de sağlık sektörüne yaklaşık 1 milyar 485 milyon TL'lik kaynak tahsis etti" Dinçyürek “Halk talep etti, biz yaptık” Küresel borçlar 2026'nın ilk yarısında 365 trilyon doları aştı Afet ve acil durumlarda, özel gereksinimli bireylere yönelik müdahale sistemi için çalışma başlatıldı Ataoğlu “KKTC’nin turizm ve ekonomik potansiyelini daha geniş çevrelere tanıtıyoruz” Meteorloji Dairesi 24-30 Eylül tarihlerini kapsayan haftalık hava tahmin raporunu açıkladı Reynar "Mahkeme kapısı parası olana değil, hakkı olana açık olmalı" Ankara'da 7 ilçenin belediye başkanı CHP'den istifa etti Güney Kıbrıs, Yunanistan ve Mısır "enerji sahalarını ve altyapılarını ortak koruma” kararı aldı Polis Genel Müdürlüğü’nden 200 kişilik münhal ilanı Nijerya Ebola salgını nedeniyle yüksek alarm durumuna geçti Guterres "Tahrip olmuş ve sağlıksız bir gezegende kalkınma olamaz" Dev El Nino: 6 ay içinde 450 binden fazla ölüm öngörülüyor Döviz piyasalarında günün son rakamları (23 Eylül 2026) İran Cumhurbaşkanı, BM Genel Kurulu'nda "diplomasiye hazırız ancak savaştan korkmuyoruz" mesajı verdi 23 bin yıllık ayak izleri: İlk insanlar dev mamutlarla birlikte yürümüş Borsa günü yüzde 0,40 değer kazanarak tamamladı Gazimağusa'da robotik ve yazılım tanıtım etkinliği düzenleniyor Yeltekin “Haber ihbar kabul edilip, soruşturma açılmalı” Üstel "Sağlıkta devrim yarattık” Başçeri "Türkiye, KKTC’de sağlık sektörüne yaklaşık 1 milyar 485 milyon TL'lik kaynak tahsis etti" Dinçyürek “Halk talep etti, biz yaptık” Küresel borçlar 2026'nın ilk yarısında 365 trilyon doları aştı Afet ve acil durumlarda, özel gereksinimli bireylere yönelik müdahale sistemi için çalışma başlatıldı Ataoğlu “KKTC’nin turizm ve ekonomik potansiyelini daha geniş çevrelere tanıtıyoruz” Meteorloji Dairesi 24-30 Eylül tarihlerini kapsayan haftalık hava tahmin raporunu açıkladı Reynar "Mahkeme kapısı parası olana değil, hakkı olana açık olmalı" Ankara'da 7 ilçenin belediye başkanı CHP'den istifa etti Güney Kıbrıs, Yunanistan ve Mısır "enerji sahalarını ve altyapılarını ortak koruma” kararı aldı Polis Genel Müdürlüğü’nden 200 kişilik münhal ilanı
Dolar
Euro
Sterlin

İşte böbrekleri bitiren hatalar!

Paylaş
Facebook X LinkedIn Google News
Stelios
İşte böbrekleri bitiren hatalar!
Reklam

Böbrekler; yediğimiz, içtiğimiz zararlı besinlerden çok fazla etkilenen organlarımızdan biridir. Zararlı besinlerin böbrekler üzerindeki olumsuz etkileri beraberinde birçok hastalığa da davetiye çıkarıyor.

Böbreklere zarar veren besinlerin başında ise tuz geliyor. Türkiye'de yapılan araştırma ve çalışmalar, günlük tuz miktarının 16 ila 18 gram aralığında olduğunu gösteriyor. Tuz tüketimi ve böbrek sağlığına etkilerine dikkat çeken Nefroloji Uzmanı Prof. Dr. Rümeyza Kazancıoğlu, önemli açıklamalarda bulundu.
Tuz tüketiminin sınırlandırılması konusunda çağrıda bulunan Nefroloji Uzmanı Prof. Dr. Rümeyza Kazancıoğlu, "Türkiye'de yapılan araştırma ve çalışmalar, günlük tuz miktarının 16 ila 18 gram aralığında olduğunu gösteriyor. Normalde alınması gereken günlük tuz miktarı 4 ila 6 gramdır. Dolayısıyla günlük beslenme rutinimiz içerisinde tuzu azaltmak, böbrek sağlığını korumak için elzemdir. Örnek verecek olursak; ekmek bizim mutfağımızın temel gıda maddelerinden biri. Gün içerisinde ekmeğin fazla tüketilmesi, günlük tuz ihtiyacının karşılanması anlamına gelir. Dolayısıyla diğer besinlerden alınan tuz miktarı da düşünüldüğünde, günlük tuz miktarını oldukça aşıyoruz. Buna dikkat etmek gerekir" diye konuştu.
Kazancıoğlu, sözlerine şöyle devam etti: "Öte yandan hazır gıdaların içeriğinde koruyucu olarak kullanılan fosfat tuzları da var. Böbrek hastalığı gelişen hastalarda, forforun kısıtlı tüketilmesi gerekmektedir.
Dolayısıyla bu hazır gıda paketlerinde sadece sodyum (tuz) oranının değil, fosfor oranının da daha net ve anlaşılır şekilde belirtilmesi gerekir. Farkındalık açısından da önemli bir çalışma olabilir.
Tuzu düşük ve lif oranı yüksek sağlıklı bir diyet, daha fazla fiziksel aktivite ve sigaranın bırakılması gibi basit yaşam tarzı önerileri, kronik böbrek yetmezliğinin ilerleme oranını yüzde 50'ye kadar yavaşlatabilir."
Sessizce ilerleyen küresel salgın: Kronik böbrek yetmezliği Prof. Dr. Rümeyza Kazancıoğlu, "Böbrek hastalığı genellikle sessizce ilerler, sıklıkla ciddi bir belirtiye neden olmadan önce, kişi, böbrek fonksiyonlarının bir kısmını zaten kaybetmiş olabilir. Erken tanı bu hastalıkta da önemlidir. Çok su içme, sık idrara çıkma, yorgunluk, bulantı-kusma ve şişlikler, uyarıcı olmalıdır. Diyabet (tüm vakaların yaklaşık üçte birinin nedeni olarak belirlenmiştir) ve yüksek tansiyon (hipertansiyon), böbrek hastalığının en sık nedenleridir.
Yüksek tansiyon tüm böbrek yetmezliği vakalarının dörtte birinden fazlasına neden olur" diye konuştu.
Kronik böbrek yetmezliği açısından riskli olan kişilerin kimler olduğuna dair açıklamada bulunan Prof. Dr. Rümeyza Kazancıoğlu, "Riskli grupta yer alan bireyler, şeker yani diyabet hastaları, yüksek tansiyonu olan hastalar, ailesinde böbrek hastası olanlardır. Ayrıca sigara kullanan, fazla kilosu olan, sağlıksız beslenen, uygunsuz bitkisel ürün kullanan, yetersiz sıvı tüketen bireyler de risk altındadır" dedi.
Prof. Dr. Rümeyza Kazancıoğlu, kronik böbrek yetmezliğinin tedavisinin oldukça maliyetli olduğunu, pek çok ülkede böbrek yerine koyma (diyaliz ve organ nakli) tedavilerine erişimin olmadığını, Türkiye'deki hastaların bu konuda şanslı olduğunun altını çizdi. Prof. Dr. Rümeyza Kazancıoğlu, "Dünyada her 10 kişiden 1'i, ülkemizde ise her 7 kişiden birinde Kronik böbrek hastalığı var. Her yaşta gelişebilir. Bu büyüyen salgının tedavisinin maliyeti, dünya çapında sağlık sistemlerinde büyük bir yük oluşturuyor. Düşük ve orta gelirli ülkelerde uzun vadeli diyaliz tedavisi mümkün olmamakta, bu da yılda 1 milyondan fazla insanın tedavi edilmeyen böbrek yetmezliğinden ölmesine neden olmaktadır. Sağlık hizmetlerine ulaşma konusunda şanslı ülkelerden biriyiz. Diyaliz merkezleri, diyaliz cihazları ve sağlık çalışanları açısından ülkemizde her hangi bir yetersizlik söz konusu değil. Ülkemizde 865 Hemodiyaliz, 120 Periton Diyalizi ve 78 Böbrek Nakli gerçekleştiren sağlık kuruluşu bulunmakta ve tedavilerin hepsi devlet tarafından karşılanmaktadır" dedi.
Organ nakli konusunda bilinci artırmak gerekir "Diyaliz hizmetleri iyi durumdayız. Mesafe kat etmemiz gereken konu ise organ nakli" diyen Prof. Dr. Rümeyza Kazancıoğlu, "İnsanların haftada 3 gün 4 saat diyalize bağlı kalması, bazı açılardan kısıtlanması anlamına gelebiliyor. Fakat organ nakliyle, hem fizyolojik ve psikolojik anlamda yenilenme sağlanıyor, hem de yaşam standartları yükseliyor" dedi ve sözlerine şöyle devam etti: "Ülkemizde 77 binin üzerinde son dönem böbrek yetmezliği tanısı almış hasta var. Ulusal organ kadavra bekleme listesinde kayıtlı toplam 26 bin hasta kendisine uygun organın bulunmasıyla yeniden hayata tutunmayı bekliyor. Bu hastaların yaklaşık 23 binini ise böbrek bekleyen hastalar oluşturuyor (yüzde 86). Üstelik her yıl bu hastaların 2 bin 500'ü de bekleme listesinde uygun organ bulunamadığı için yaşamını yitiriyor. 2018 yılındaki nakillere bakıldığında; canlıdan 3011 böbrek nakli, kadavradan 859 böbrek nakli yapılmıştır. Organ nakli konusunda yeterince bilinçlenme sağlanamadığı takdirde kadavra bekleme listesindeki ölüm oranlarındaki artış kaçınılmaz olacaktır."
Her böbrek hastası aynı değil Böbrek hastalığı her bireyde farklı özellikler nedeniyle ortaya çıkmış olabilir. Dolayısıyla hastaların tedavi ve yaşam biçimiyle ilgili birbirine tavsiyede bulunması doğru değildir" diyen Prof. Dr. Rümeyza Kazancıoğlu, "Hastaların her birinin hastalığının özelliği farklı olup, uygulayacağı tedavi biçimi de farklı olacaktır. Böbrek yetmezliğine neden olan durum, hastanın mevcut hastalıkları, yaş, ailede böbrek hastası olma durumu gibi pek çok unsur değerlendirilir. Tüm bu değişkenlerden yola çıkarak en uygun tedavi şekli belirlenir" dedi.
Prof. Dr. Rümeyza Kazancıoğlu sözlerini şu cümlelerle sonlandırdı: "Kronik Böbrek Hastalığı teşhisi, hemen diyaliz veya nakil ihtiyacınız olacağı anlamına gelmez, ancak iyi takip ve tedavi edilme zorunluluğu getirir. Kan basıncının iyi kontrolü, kan şekerinin normal seviyelerde tutulması, tuz tüketiminin azaltılması, sigaranın bırakılması, kilo verilmesi, düzenli egzersiz yapılması ve kendileri için önerilen tedavilerin düzenli yapılması ile hastalıkların ilerlemesi engellenebilir. Tüm bireyler böbreklerinin kıymetini bilmeli ve esas gayeleri sağlıklı bir yaşam sürmek olmalıdır."

Benzer haberler

Sağlık
Nöbetçi eczaneler (23 Eylül 2026) 23 Eyl 2026 16:02 “Gebelik beyni”nin sırrı çözüldü 23 Eyl 2026 15:45 Nöbetçi eczaneler (22 Eylül 2026) 22 Eyl 2026 17:07 Nöbetçi eczaneler (21 Eylül 2026) 21 Eyl 2026 17:04 Çığır açıcı keşif: İnsan beyni aslında iki ayrı organ 21 Eyl 2026 09:05 100 bin kişilik araştırma: Uykunun kalitesi mi yoksa süresi mi önemli? 21 Eyl 2026 08:23 Nöbetçi eczaneler (20 Eylül 2026) 20 Eyl 2026 08:49 Gece ışıkta uyumak kalbi etkiliyor olabilir 19 Eyl 2026 20:54 Nöbetçi eczaneler (19 Eylül 2026) 19 Eyl 2026 15:12