Kıbrıs Haber
Kıbrıs
English News
Dolar
Euro
Sterlin
SON DAKİKA
Almanya'da hastanede çıkan yangında 2 kişi öldü AB'nin Google'a verdiği 4,1 milyar euroluk rekabet cezası kesinleşti Kemal Baykallı "Kıbrıs konusunda devletin iki dili olamaz" 28’inci Naci Talat Halı Saha Futbol Anı Turnuvası başlıyor KTSYD yüzme kursları başladı Tayland'da 11 yaşındaki çocuğun kullandığı kamyonun çarptığı 8 kişi öldü Fransa'nın Herault vilayetinde çıkan yangında yaklaşık 900 hektarlık alan küle döndü Tatar “BM yetkililerinden beklentimiz, görev ve yetki sınırları içinde hareket etmeleri” Nöbetçi eczaneler (2 Temmuz 2026) E-devlet şifresi için süre uzatıldı Güney Kıbrıs’ta ödenmeyen trafik cezaları gündemde Ertuğruloğlu "Holguin'e yetkilerini ve haddini aştığı açıkça hatırlatılmalıdır" İskele Festivali devam ediyor Güney Kıbrıs’ta fiyatlarda ve enflasyonda artış Yunanistan'da iktidar partisi üyelerinin evlerine bombalı saldırı: Bir ölü, çok sayıda yaralı Çocuk kitabı “Düğme” Storytel’de yayınlandı Güney'de yenilenebilir enerji kaynaklarından üretilen elektrik enerjisi yüzde 23,5’e ulaştı Milli Olimpiyat Komitesi spora katkı sağlayan isimleri ödüllendirdi İKD ile Telsim arasında “Yılın Kadın Girişimcileri Ödül Töreni” için protokol imzalandı Güney Kıbrıs’taki Kıbrıs Türk taşınmazlarının kötüye kullanımı sürüyor Almanya'da hastanede çıkan yangında 2 kişi öldü AB'nin Google'a verdiği 4,1 milyar euroluk rekabet cezası kesinleşti Kemal Baykallı "Kıbrıs konusunda devletin iki dili olamaz" 28’inci Naci Talat Halı Saha Futbol Anı Turnuvası başlıyor KTSYD yüzme kursları başladı Tayland'da 11 yaşındaki çocuğun kullandığı kamyonun çarptığı 8 kişi öldü Fransa'nın Herault vilayetinde çıkan yangında yaklaşık 900 hektarlık alan küle döndü Tatar “BM yetkililerinden beklentimiz, görev ve yetki sınırları içinde hareket etmeleri” Nöbetçi eczaneler (2 Temmuz 2026) E-devlet şifresi için süre uzatıldı Güney Kıbrıs’ta ödenmeyen trafik cezaları gündemde Ertuğruloğlu "Holguin'e yetkilerini ve haddini aştığı açıkça hatırlatılmalıdır" İskele Festivali devam ediyor Güney Kıbrıs’ta fiyatlarda ve enflasyonda artış Yunanistan'da iktidar partisi üyelerinin evlerine bombalı saldırı: Bir ölü, çok sayıda yaralı Çocuk kitabı “Düğme” Storytel’de yayınlandı Güney'de yenilenebilir enerji kaynaklarından üretilen elektrik enerjisi yüzde 23,5’e ulaştı Milli Olimpiyat Komitesi spora katkı sağlayan isimleri ödüllendirdi İKD ile Telsim arasında “Yılın Kadın Girişimcileri Ödül Töreni” için protokol imzalandı Güney Kıbrıs’taki Kıbrıs Türk taşınmazlarının kötüye kullanımı sürüyor
Dolar
Euro
Sterlin

Aşksız bir hayat tehlikelerle dolu

Paylaş
Facebook X LinkedIn Google News

Aşksız bir hayat tehlikelerle dolu

Sevmek ve aşık olmak insanın mayasında var.

Hatta bu duygular mantığımızın da önüne geçebiliyor. Bilim insanlarına göre aşksız bir hayat sadece sıkıcı olmakla kalmaz, aynı zamanda tehlikeli bir hale de gelebilir.
Her an, her yerde aşka rastlamak mümkün. Bilimsel araştırmalar gösteriyor ki, aşkı bilmeyen ve tanımayan hiçbir kültür, hiçbir topluluk mevcut değil. Peki, bu kadar yaygın olan ve hemen hemen herkesin hayatında en az bir kez kapıldığı bu duygu tam olarak nedir? Nasıl tarif edilebilir? Neden aşık oluruz?
Bu soruların cevabını bulmaya çalışan DW Türkçe'nin haberine göre bilim insanları, ancak 1980'li yıllardan itibaren bu soruların yanıtını aramayı akıl edebilmiş. Psikologlar, nörologlar ve sosyologlar farklı açılardan inceledikleri aşka dair ilginç cevaplara ulaşmış. Her şey hormonal kaosla başlıyor
Hintli bilim insanı Krishna Seshadri'ye göre aşk, nöropeptit ve nörotransmitterlerin karışımından oluşan bir ‘kokteyl' niteliğinde. Seshadri, bu kokteylin farklı aşmalar kat ederek beynin pek çok bölgesini aktif hale getirdiğini, bu esnada vücudun adeta bir hormon seline kapıldığını savunuyor.
Her şey, bir insanın bizim için birden bire son derece önemli hale gelmesiyle başlıyor. Bizim için eşi benzeri olmayan bu kişinin gülüşü harika, dünyaya bakış açısı çok özel, espritüel ve elbette çok güzel ya da yakışıklıdır. Onunla sohbet etmek bizi rahatlatır. Kısacası, o mükemmel biridir! ​Bu safhada gözümüz o kişiden başkasını görmez. Onun yaptığı her şeyi büyük bir dikkatle izleriz. Olumlu yönlerini büyütür; olumsuz özelliklerini de ya tümüyle görmezden gelir ya önemsiz olarak algılarız. Etrafımızdaki diğer insanların, bu uçarı ruh halimizden ne kadar rahatsız olduğunu ise çoğu kez fark etmeyiz. ‘Aşk stresi artırıyor'
Oysa bu durum karşısında genelde elimiz kolumuz bağlıdır. Zira nörobiyolojik açıdan bakıldığında vücudumuzda tam bir ‘olağanüstü hâl' hâkimdir. Buna bir nevi ‘olumlu stres durumu' da diyebiliriz. Krishna Seshadri'ye göre ‘stres hormonu' olarak da bilinen kortizol seviyesi, aşıklar için büyük öneme sahip. Kortizol seviyesi arttıkça çiftler arasındaki tutku yüklü etkileşim de artıyor. Aynı zamanda özlem duygusu da güçleniyor.
  Aşık olmak, beynimizde uyuşturucu madde etkisinde kalmakla eş değer bir reaksiyona neden oluyor. Zira her iki durumda da beynin ödüllendirme sistemi etkin hale geliyor. Korkular azalıyor, haz alma duygusu artıyor ve depresif duygular tümüyle yok oluyor. Buna karşın muhakeme yeteneğimiz ise neredeyse tümüyle devre dışı kalıyor. Çoğu kez yoğun duygusal etkileşim, cinsel güdüleri de tetikliyor. Çünkü aşkla birlikte erkeklerde testosteron ve kadınlarda östrojen hormonlarının salınımı bariz şekilde artıyor. Aşktan sevgiye geçişin şifresi: oksitosin Psikologlar, aşkın ne kadar sürdüğü konusunda hemfikir değil. Ancak kesin olan şu ki, er ya da geç aşkın da sonu geliyor. Bu sürecin sonunda bazıları ‘aşk biter, ben gider' felsefesini hayata geçirirken, bazıları içinse tutku dolu duygusal yoğunluk, yerini daha sakin ve derin bir duyguya bırakıyor: Sevgi.
Bilimsel açıdan bakıldığında, aşkın sevgiye evrilmesinin baş sorumlusu oksitosin hormonu. ‘Bağlılık hormonu' olarak da adlandırılan oksitosin, aşkın neden olduğu yüksek dozdaki geçici keyif durumuna son verip, çiftlerin birbirine daha sağlam ve kalıcı bir şekilde bağlanmasını sağlıyor. İyice kenetlenen çiftler, inişli çıkışlı hayat yolculuğunda birbirlerine destek olmaya başlıyor.
'Aşk mantığı yeniyor' Evrim psikoloğu David Buss, aşkın temel işlevinin de zaten bu olduğunu belirtiyor: "Karşılıklı sorumlulukları yerine getirmeye, çocuk sahibi olmaya ve tavizler vererek partneriyle ortak bir yaşam kurmaya karar veren iki insanı birbirine bağlıyor." Eğer çiftler, duygusal etkileşim yerine mantıklarıyla hareket edip hayatlarını birleştirmeye karar verirse, bu ilişki potansiyel bir tehlikenin gölgesi altında kalıyor. Zira her an için çiftlerden birinin karşısına daha iyi, daha güzel, daha güçlü; kısaca mevcut partnerine göre çok daha cazip bir insanın çıkma ihtimali mevcut. Sevgi bağı, böyle durumlarda koruyucu bir kalkan işlevi görüyor. Eğer çiftler arasında güçlü bir duygusal bağ yoksa, o zaman bu tür cazibelere karşı koyma ihtimali de büyük oranda azalıyor. David Buss, bu durumu ‘aşk, mantığı yeniyor' şeklinde özetliyor ve ekliyor: "Koşulsuz aşk, sadece romantik bir tasavvurdan ibaret değil. Ailenin varlığını sürdürebilmesinde hayatî öneme sahip bir yapı taşı. Her iki partnerin, sürekli olarak aldatılma endişesi taşıyıp teyakkuz durumunda kalmasını engelleyen koruyucu bir unsur." Tek eşlilik, gerek ilişki gerekse aileye istikrar ve güç kazandırıyor. Hem partnerlerin hem de çocukların yaşamını güvence altına almak amacıyla mevcut tüm kaynaklar seferber ediliyor. Ayrıca cinsel ilişki sırasında salınan oksitosin hormonu, çiftler arasındaki bağı daha da güçlendiriyor. ‘Aşksız hayat çok bayat'
Tüm bu güzelliklere rağmen yine de mutlu başlayan bazı ilişkiler yürümüyor ve günün birinde sona eriyor. "Bu, çok sert ve acı veren bir düşüş olabilir" diyen evrim psikoloğu David Buss, sözlerini şöyle sürdürüyor:"Aşk acısı, bir insanın yaşayabileceği en kötü deneyimlerin başında geliyor. Bundan daha büyük bir kedere, ancak çocuğunu kaybetmek gibi trajik bir olay neden olabiliyor." İlişkinin bitmesinin neden olduğu hüsran ve yalnızlığın neden olduğu mutsuzluğun yanı sıra aşk duygusunun aniden yok olması ve büyük bir boşluğun içine düşülmesi de acıyı derinleştiriyor. David Buss'a göre aşk, hayatımızın vazgeçilmez bir parçası. Bu nedenle de aşk acısı yaşayan pek çok insan, aynı şeylerin tekerrür etmesini göze alarak, yeni aşklara yelken açıyor. Zira aşksız bir hayatta hep bir şeyler eksik kalıyor. (Sputnik)

Benzer haberler

Dünya
Almanya'da hastanede çıkan yangında 2 kişi öldü 2026-07-02 15:52:47 AB'nin Google'a verdiği 4,1 milyar euroluk rekabet cezası kesinleşti 2026-07-02 15:41:51 Tayland'da 11 yaşındaki çocuğun kullandığı kamyonun çarptığı 8 kişi öldü 2026-07-02 14:38:56 Fransa'nın Herault vilayetinde çıkan yangında yaklaşık 900 hektarlık alan küle döndü 2026-07-02 14:35:24 Yunanistan'da iktidar partisi üyelerinin evlerine bombalı saldırı: Bir ölü, çok sayıda yaralı 2026-07-02 13:16:33 TikTok yüzlerce çalışanı yapay zeka ile içerik denetimi kapsamında işten çıkarıyor 2026-07-02 12:43:18 Rusya'dan Kiev'e büyük hava saldırısı: Polonya savaş uçaklarını havalandırdı 2026-07-02 11:07:32 Yüzüne yarasa konan çocuk kuduz nedeniyle hayatını kaybetti 2026-07-02 10:46:53 Toyota'dan örnek hamle, zararları karşılayacak 2026-07-02 09:59:47