FeaturedKIBRISVOİ Özel Haber

AKEL Larnaka bölgesi milletvekili adayı Alekou, “Türk tarafının egemen eşitlik ve iki devletli çözüm ısrarı, müzakerelerin yeniden başlaması umudunu azaltıyor”

Hatice KERLO

AKEL Larnaka bölgesinden milletvekili adayı Alexis Alekou,  adada ne statükonun devamına ne de nihai bölünmeye izin verilmemesi gerektiğini söyleyerek, her iki tarafta çözüm isteyen Kıbrıslıların, yeniden birleşme yönündeki girişimlerini yoğunlaştırmasının önemine değindi.

Cenevre’deki gayri resmi Kıbrıs toplantısının kendilerini büyük hayal kırıklığına uğrattığını anlatan Alekou, bundan sonra atılacak adımların ciddi şekilde ele alınması gerektiğini ifade etti. Sürecin canlı tutulmasının önemine işaret eden Alekou, Türk tarafının egemen eşitlik ve iki devletli çözüm ısrarının,  BM kararları temelinde müzakereleri yeniden başlatma umutlarını büyük ölçüde azalttığı yönündeki düşüncelerini dile getirdi.

Alekou, birkaç ay sonra aynı pozisyonların tekrarlanacağı gayri resmi bir konferansa gitmenin bir fayda sağlamayacağını belirterek, AKEL’in durumu nasıl yönetmesi gerektiğine dair Kıbrıslı Rum Lider Nikos Anastasiadis’e verilmek üzere bir öneri hazırlayacağını kaydetti.

Alekou,  Türkiye’nin çözümün önündeki en önemli engel olduğunu ancak Kıbrıs Rum tarafının sorumluluklarını bunun arkasına gizleyemeyeceğini aktardı. Alekou, Anastasiadis’in iki devletli bir çözümü sadece Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt  Çavuşoğlu ile değil, aynı zamanda Başpiskopos ile de görüşmüş olmasının Türkiye’ye yeni pozisyonda ısrar etme fırsatı verdiğini de sözlerine ekledi.

AKEL Larnaka bölgesinden milletvekili adayı Alexis Alekou,  Voice Kıbrıs Haber’in sorularını yanıtladı.

 “1974’TEN BU YANA EN KRİTİK DÖNEMDEN GEÇİYORUZ”

SORU: Bize kendinizden ve sizi bugün milletvekili adayı olmanıza sebep olan konu hakkında biraz söz eder misiniz?

ALEKOU: Son 15 yıldır Çalışma Bakanlığı’nda A Çalışma Görevlisi olarak çalışıyorum ve aynı zamanda Siyaset Bilimi ve Tarih Doktoru (Akademisyen) olarak araştırmaya katılımım nedeniyle Kıbrıs’taki çoğu üniversite ile yakın işbirliği içindeyim. Öğrenci yıllarımdan PEOM’un öğrenci hareketine ve EDON’un gençlik hareketine ve ardından Atina ve Londra’daki üniversite yıllarımda İlerici Öğrenci Hareketi aracılığıyla her zaman halkla iletişim içerisindeydim. Bir çalışan olarak, Genel Konsey ve PASYDY İcra Kurulu üyesi olarak sendikal harekete aktif olarak katılıyorum ve aynı zamanda da Toplumun Modernizasyonu için Düşünce Grubu (OPEC) gibi çeşitli organizasyonlarda, yeniden birleşme hareketinde ve Kıbrıs sorununun çözümü için mücadele eden diğer organlar tarafından düzenlenen çeşitli faaliyetlerde yer alıyorum.

SORU: Sizi siyaset yoluna götüren neydi ve bu yoldaki amacınız nedir?

ALEKOU: Ülkemizin 1974’ten bu yana, belki de en kritik dönemlerinden geçtiği bir zamanda, bu durumu tersine çevirmek için herkesin büyük çaba sarf etmesi gerekiyor. Refah devleti, hukukun üstünlüğü, şeffaflık, Kıbrıs sorununun çözümü, ülkemizin ve halkımızın yeniden birleşmesi. Bu hedefler bize yol göstermeli. Maalesef son yıllarda tam tersi yönde ilerliyoruz. Vatandaşlarla, özellikle işçilerle ve emekçilerle günlük temaslar, Kıbrıs’taki mevcut duruma her düzeyde hâkim olan endişeyi göstermektedir. Anastasiadis-DİSİ hükümetinin kötü yönetimi nedeniyle zaten var olan ekonomik krizin yoğunlaşacağı ve pandeminin ertesi günü endişeleri var. Küçük ve orta ölçekli işletmeler kapanacak, çalışanlar işten çıkarılacak veya haklarının kısıtlanmasını kabul etmekle tehdit edilecek ve bankaların cezasızlığı yoğunlaşacak. Üstelik gün ışığına çıkan ve başrollerde yönetenlerin yer aldığı skandallar için toplumda öfke var. Cezasızlık, vurdumduymazlık ve adam kayırmacılık, sürekli yokuş aşağıya doğru bir sürüklenme içinde olduğunun farkında olmayan ve bununla birlikte ahlaki ve toplumsal değerleri de kendisi ile birlikte sürüklemekte olan bir hükümetin temel özellikleridir. Son olarak, Kıbrıs konusunda Anastasiadis-DİSİ politikası, bizi bölünmenin eşiğine getirdi. İktidarın başında Kıbrıs Cumhuriyeti’nin bölünme seçimini açıkça tartışan ilk ve tek Cumhurbaşkanı olması, Kıbrıs ve halkımızın çözüm ve yeniden birleşmesi isteyen vatandaşların büyük çoğunluğuna terör yaşatmaktadır. Ülkemizin değişime ihtiyacı var ve bu çağrıda gelecek için bilgi ve vizyona sahip genç insanlar öne çıkmalı ve karşılık vermelidir. Siyasete ihtiyacı olmayanların siyasete girmesi gerektiğine inanıyorum. Seçilecek adaylar koltuklara değer vermeli; onlardan değer almamalı. AKEL Larnaka oy pusulasında bu yönde varlığımla yardımcı olmak amacıyla bu sürece katılmayı seçtim. Bunu, her zaman inandığım ve ifade ettiğim şeyde tutarlı ve dürüst kalarak yapmaya niyetliyim.

SORU: Kıbrıs, dünyanın geri kalanı gibi, ülke ekonomisinde birçok sorunu beraberinde getiren salgın nedeniyle zor bir dönemde bulunuyor. Maalesef işsizlikte de artış görüyoruz. Böylesine zor bir dönemde, vatandaşların ihtiyaçlarının en fazla arttığı zamanda milletvekili adayısınız. Tüm bunları nasıl değerlendiriyorsunuz?

ALEKOU: Kıbrıs’ta sosyal eşitsizlik yoğun.  Bir sosyal devlet hakkında konuşamayız. İçinde yaşadığımız devlet, otel çalışanından çok otelciye değer veriyor, müteahhidin menfaatleriyle inşaatçının menfaatlerinden daha çok ilgileniyor ve elbette yabancı mevki ve para sahiplerini pasaport ve el sıkışmalı fotoğraflarla karşılarken, yabancı göçmeni toplama kamplarına hapsediyor. Aynı zamanda insanlar, Anastasiadis-DİSİ hükümetinin kötü yönetimi nedeniyle mevcut ekonomik krizin şiddetleneceği pandeminin ertesi gününden çok endişe duyuyorlar. Küçük ve orta ölçekli işletmeler kapanacak, çalışanlar işten çıkarılacak veya haklarının kısıtlanmasını kabul etmekle tehdit edilecek ve bankaların cezasızlığı yoğunlaşacak. Hükümetin desteğiyle, bankalar yasa dışı ve kötü niyetlilikle borçlarda artış yaparak (borçları şişirerek) borçlarını ödeyemeyen emekçileri evlerinden çıkarıyorlar. Yani hayır, bugün sosyal bir devlet yok. Ama var olabilir, inşa edilebilir, her zaman işçilerin yanında duran ve her zaman, tarihte de ve bugün de, onların çıkarları için savaşan bu siyasi gücü destekleyerek ve güçlendirerek tüm savunmasız grupları korumak için bir kalkan oluşturabilir.

“NE STATÜKONUN DEVAMINA NE DE BÖLÜNMEYE İZİN VERMEMELİYİZ”

SORU : Tüm bu anlattıklarınız, Cenevre’deki gayri resmi Kıbrıs toplantısının sonuç vermediği bir zamanda oluyor. Sizce, BM Genel Sekreteri tarafından planlanan ikinci gayri resmi toplantıya kadar ne yapılmalı?

ALEKOU:  Cenevre’deki gayri resmi toplantı bizi büyük hayal kırıklığına uğrattı. Bundan sonraki adımları ciddi şekilde ele almalıyız. Sürecin canlı tutulması önemliyken, Türk tarafının “egemen eşitlik” konusundaki ısrarı ve iki devletli çözüm, BM kararları temelinde müzakereleri yeniden başlatma umutlarını önemli ölçüde azaltıyor.

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin, Güvenlik Konseyi’ndeki görev süresinin kendisine iki bölgeli, bir iki toplumlu federal çözüm dışında hiçbir şeyi tartışmasına izin vermediğini açıkça belirten olumlu tutumu elbette belirtilmelidir. İkinci bir gayri resmi konferansı tek başına düzenlemenin herhangi bir sorunu çözmeyeceğine, birkaç ay sonra aynı pozisyonların tekrarlanacağı gayri resmi bir konferansa gitmenin bize bir fayda sağlamayacağına inanıyorum. AKEL, durumun şekillenmesine göre, durumu nasıl yönetmesi gerektiğine dair Cumhurbaşkanı’na verilmek üzere bir öneri hazırlayacak.

Ancak aynı zamanda, ne statükonun devamına ne de nihai  bölünmeye izin vermememiz için tel örgünün her iki tarafında çözüm ve yeniden birleşme isteyen Kıbrıslılar, yeniden birleşme hareketinin girişimlerini yoğunlaştırmalı. Çünkü evet, Türkiye çözümün önündeki en önemli engel ama aynı zamanda Kıbrıs Rum tarafının sorumlulukları da bu gerçeğin arkasına gizlenemez. 2017’de Crans Montana’da çözüme tek bir soluk kaldığı anda yaşanan gemi enkazının ardından, bizim de sorumluluğumuzla birlikte üç yıl boyunca tam bir eylemsizlik yaşandı. Bu, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin enerji ve MEB alanındaki egemenliğini sorgulamaya odaklanan ve diğer yandan kapalı Maraş konusunda yeni veriler yaratmaya çalışan Türkiye’nin saldırgan politikasının tırmanmasına neden oldu. Kıbrıs Türk toplumunun liderliğine Tatar’ın seçilmesi ve şimdi iki devletli çözüm için ifade edilen pozisyon, yukarıdakilerin sonucuydu. Aynı zamanda, Kıbrıs Rum tarafının uluslararası alanda güvenilirliğinin azalması, durumu daha da zorlaştırdı. Yani Nikos Anastasiadis’in iki devletli bir çözümü sadece Çavuşoğlu ile değil, Başpiskopos ile de görüşmüş olması Türkiye’ye bu pozisyonda yükselme ve bugün ısrar etme fırsatı verdi.

Voice Kıbrıs Haber-2021

 

Benzer Haberler

Başa dön tuşu